Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/5596 E. 2012/6148 K. 30.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5596
KARAR NO : 2012/6148
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

Irza geçme ve reşit olmayan mağdure ile cinsi münasebette bulunma suçlarından sanık … ve …’in; ırza geçme suçundan sanıklar …, … ve …’ün; reşit olmayan mağdure ile cinsi münasebette bulunma suçundan sanık … ile fuhuş için başkasına kadın tedarik etme (8 kez) suçlarından sanık …’ın yapılan yargılamaları sonunda; sanıklar … ve …’ın eylemlerinin reşit olmayan mağdure ile cinsi münasebette bulunma suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkûmiyetlerine, sanıklar …, …, …, … ve …’nın beraatlerine dair Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.09.2007 gün ve 2005/104 Esas, 2007/114 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii, katılanlar vekilleri ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar …, …, …,….ve … hakkında kurulan hükümler ile … hakkında reşit olmayan mağdure ile cinsi münasebette bulunma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Oluşa göre, sanıklara isnat olunan suçlara 765 sayılı TCK.nın 416/3. maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihleri olan 2003 yılı yaz tatili ortaları ve 2004 yılı ile inceleme günü arasında bu sürelerin geçtiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanık … hakkında ırza geçme suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Mağdurenin, kendisinin ilkokul üçüncü sınıfa gittiği dönemde sanık …’in zorla ırzına geçtiğine ilişkin kollukta ve Cumhuriyet Savcılığındaalınan beyanlarını mahkemede de tekrarlamış olması, diğer sanık …’in bu iddiaları destekler nitelikte ve aynı suçlara iştiraki bulunduğuna dair bir iddia bulunmaması nedeniyle atfı cürüm olarak kabul edilemeyecek beyanları, tanık … …’ın 14.02.2006 tarihli celsede sanığın kendisinden mağdure ile ilişkiye girdiklerini duyduğunu belirtmesi, mağdurenin annesi olan ….’nin kollukta alınan 14.02.2005 tarihli beyanında, mağdurenin kendisine iki üç yıl önce illkokul üçüncü sınıfa gittiği dönemde sanık …’in kendisini kandırarak evine götürüp tecavüz ettiğini söylediği şeklindeki beyanı ile tanıklar….ve …..’ın mağdurenin erkeklerle rızasıyla cinsel ilişkiye girdiğini duydukları ve bazı kişilerle cinsel ilişkiye girdiğini gördüklerine dair anlatımları, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı karşısında, mağdurenin zor iddiası samimi görülmemiş ve sanık …’in o tarihte nüfus kaydına nazaran onbeş yaşını bitirmeyen mağdurenin rızası ile cinsel ilişkiye girdiği anlaşılmış bulunduğundan, sanığın eyleminin suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan 765 sayılı TCK.nın 414/1. maddesinde düzenlenen mefruz cebirle ırza geçme suçunu oluşturduğu, buna göre, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ile usulüne uygun biçimde kıyaslama yapılarak lehe kanunun belirlenip uygulanması suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile beraatine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.