Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2012/5957 E. 2012/9776 K. 10.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/5957
KARAR NO : 2012/9776
KARAR TARİHİ : 10.10.2012

Çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ün yapılan yargılaması sonunda; çocuğun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 13.10.2011 gün ve 2010/3 Esas, 2011/325 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında çocuğun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Nüfus kaydına göre, suç tarihi itibarıyla 14 yaşı içinde bulunan mağdure ile sanığın aynı oto içerisindeyken sevip, öpme şeklinde kısa bir süre sevişmelerinden sonra hiçbir tepki vermeden evine gelen mağdurenin bu olaydan hiç kimseye söz etmediği, yemek sırasında boynunda bir morarma gören babasının bunun nedenini sorduğunda mağdurenin önce gizlediği, ancak ısrarlı soru üzerine eylemin zorla yapıldığını beyan ettiği ve aşamalardaki anlatımlarının çelişkili bulunduğu nazara alınarak ve tüm dosya içeriğine göre, eylemin tehdit, cebir ve hile olmaksızın gerçekleştiği anlaşılmış ve olay mahkemece de bu şekilde kabul edilmiş bulunduğu gözetildiğinde, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 29.11.2010 tarihli raporunda mağdurenin eylemin zorla olduğuna dair beyanı da esas alınarak olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu bildirilmiş ise de; bu durumun dosya içeriğine göre olaydan sonra gelişen ailevî ve çevresel nedenlerden kaynaklanmış olmasının da muhtemel bulunduğu düşünülerek, lehe bir kabulle TCK.nın 103/6. maddesinin sanık hakkında uygulanmaması gerekirken, anılan fıkrayla cezanın artırılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.