YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8819
KARAR NO : 2012/13076
KARAR TARİHİ : 14.12.2012
KARAR
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs, şantaj, hakaret ve basit yaralama suçlarından sanık …, hakaret suçundan sanık … ve beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’nin yapılan yargılamaları sonunda; sanık …’a hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına, reşit olmayanla cinsel ilişki, basit yaralama, tehdit suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık …’un hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık …’nın ise üzerine atılı suçtan beraatine dair Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 23.06.2010 gün ve 2010/93 Esas, 2010/122 Karar sayılı hükümlerin Yargıtayca incelenmesi katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanık … hakkında reşit olmayanla cinsel ilişki, basit yaralama ve tehdit suçlarından, sanık … hakkında da hakaret suçundan verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı CMK.nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tâbi olup, temyizleri mümkün bulunmadığı gibi bu konuda yapılan talebin Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesince değerlendirilip gerekli kararlar da verilmiş olduğundan, temyizin süresi yönünden incelemenin sanık … hakkında hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm ile sanık … hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyizlerle sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Her ne kadar temyiz edilen kararda, başvurulacak kanun yollarına ilişkin bildirimde, sürenin başlangıcının “tefhim veya tebliğinden itibaren” başlayacağı belirtilerek karışıklığa yol açıldığından, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde yapıldığı ileri sürülebilirse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2011-377/301, 13.12.2011-247/261 ve 01.02.2011-244/14 sayılı Kararlarında da vurgulandığı üzere, mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık olan, katılanların davada temsilini üstlenen, onların haklarını dile getirme, kanun yollarına başvurma açılarından yeterli düzeyde
./..
-2-
hukuki bilgiye sahip olan vekillerinin temyiz süresinin kararın yüze karşı verildiği hallerde tefhimden itibaren işlemeye başlayacağını bilmemesinin düşünülemeyeceği, bu itibarla kanun yolu bildirimindeki bu eksikliğin vekil açısından bir yanılgı ve katılanlar yönünden temyiz hakkının kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacağı kabul edilmelidir. Nitekim katılanlar vekili, itiraza ilişkin hükümde yer alan aynı nitelikteki tefhim biçimine dayanarak, süresi içinde, itirazı incelemeye yetkili Konya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine hitaben yazdığı 23.06.2010 tarihli dilekçesiyle, içeriğinde yukarıda belirtilen bazı hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin sonuçlar da bulunan karara yönelik itirazda bulunduğu, bu dilekçesinde temyiz iradesini yansıtacak nitelikte bir ibare bulunmadığı, süresinden sonra 16.07.2010 günü verdiği temyiz dilekçesinde ise, bildirimdeki anılan eksikliğin kendisini temyiz süresinin başlangıcı konusunda yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir iddiada da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, katılanlar vekili yüzüne karşı verilen hükümleri bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 16.07.2010 tarihinde temyiz ettiğinden vâki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 14.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.