YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9928
KARAR NO : 2012/11210
KARAR TARİHİ : 13.11.2012
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’nin yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan mahkûmiyetine dair Niğde Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.04.2012 gün ve 2010/143 Esas, 2012/75 Karar sayılı re’sen de temyize tâbi hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş ve incelemenin de duruşmalı yapılması talep edilmiş olduğundan 17.10.2012 Çarşamba saat 13:30’a duruşma günü verilerek sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği, ayrıca bir talepte de bulunmadığı anlaşılmakla Yargıtay Cumhuriyet Savcısının uygun görülen talep ve mütalaası dairesinde DURUŞMASIZ inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek, vaktin darlığına binaen dosyanın incelenmesi başka bir güne bırakılmıştır.
Bugün dava evrakı incelenerek aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Nüfus kaydına göre 25.06.1996 doğumlu olup, şikâyet tarihinde 14 yaşında olan mağdurenin olayın başlangıcı olan tarihten 6 yıl kadar sonra üvey annesi …’a babası olan sanık tarafından kendisine bir takım cinsel davranışlarda bulunulduğunu söylemesi üzerine, ilk olarak Cumhuriyet Savcılığı tarafından alınan 13.04.2010 tarihli ifadesindeki isnatların hayatın olağan akışına uygun bulunmayan hususlar içerdiği, kolluk tarafından öz annesi … ile konuşturulduğunda, annesinin mağdureye inanmayıp kendisini yanına aldırması için sanık babasına iftira atmış olabileceğini söylediği, müşteki olarak alınan ifadesinde de boşandığı kocası olan sanığın karakter olarak böyle aşağılık bir olayı gerçekleştireceğini sanmadığını beyan ettiği, mağdurenin Cumhuriyet Savcılığı tarafından alınan 11.05.2010 tarihli ikinci ifadesi ve duruşmadaki anlatımında isnatların doğru olmadığını söylediği, bilahare yurtta üvey annesi tanık … tarafından cep telefonuna ses kaydı alındığında kayda göre düzenlenen tutanağa yansıyan şekliyle hafif bir sesle mağdurenin konuşmasına müdahale anlamına gelebilecek sözler bulunduğu anlaşılmakta ise de, bu müdahalelerin amacı belli olmayıp suçun sübutuna elverişli nitelikte bulunmadığı nazara alınarak, sanığın samimi görülen savunması ve tüm dosya içeriği karşısında, mağdurenin soruşturma evresindeki samimiyeti ve doğruluğu kuşkulu ilk ifadesi dışında ve savunmanın aksini kanıtlar nitelikte sanığın mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin mahalline en seri şekilde bildirilmesi hususunda ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 13.11.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Mağdure psikolog bilirkişi ve vekili huzurunda alınan 13.04.2010 tarihli ifadesinde sanık babasının kendisine yönelik suça konu eylemlerini ayrıntılı olarak zaman ve mekân belirterek anlatmaktadır. Yaşı ve zihinsel gelişimi itibariyle mağdurenin bu ayrıntılı ifadeyi hayal dünyasında kurgulaması mümkün görülmemektedir.
Mağdurenin 13.04.2010 ve 11.05.2010 tarihli savcılık beyanlarında hazır bulunan bilirkişi olayın ilk ortaya çıktığında mağdure ile yaptığı görüşme doğrultusunda mağdurenin 13.04.2010 tarihli beyanının doğru olduğunu, sonraki anlatımlarına itibar edilmemesi gerektiğini söylemektedir.
Sanığın bu olay nedeniyle tutuklanmasından sonra annesi …, abisi …, dayısı … ve üvey annesi … yurtta kalmakta olan mağdureyi ziyaret etmişlerdir. Bu ziyaretlerden birisinde üvey anne … mağdure ile görüşmesini cep telefonuna kayıt etmiş ve bu kaydı Cumhuriyet Savcılığına sunmuştur. Sanık lehine mağdurenin konuşmasının olduğu bu ses kaydında tanık …’ın kısık sesle mağdureye “pişmanım de” dediği, mağdurenin de bu beyanı tekrarladığı, 30.04.2010 tarihli tutanakta yer almaktadır. Sanığı kurtarma gayretinde olan eşi … ile bazı aile bireylerinin mağdureyi, sanık lehine ifade vermesi konusunda yönlendirdikleri görülmektedir.
İstanbul Adli Tıp Kurum 6. İhtisas Kurulunun 27.07.2011 tarihli raporunda olay nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmektedir.
Yukarıda ifade edildiği gibi, tüm dosya kapsamından sanığın zincirleme surette mağdureye karşı nitelikli cinsel istismar suçunu işlediği sabittir. Yerel mahkemenin sübuta yönelik kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle sanığın mahkûmiyetine dair yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına yönelik çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.