YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1011
KARAR NO : 2013/4678
KARAR TARİHİ : 17.04.2013
Irza geçmeye teşebbüs ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından sanık …’ın bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda; ırza geçmeye teşebbüs eylemi çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs kabul edilerek her iki suçtan mahkûmiyetine dair Uşak 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 27.04.2012 gün ve 2012/101 Esas, 2012/126 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece sanık hakkında deneme süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan dolayı ihbarda bulunulmasının ardından dosya ele alınıp daha önceden verilen 28.01.2010 gün ve 2008/333 Esas, 2010/22 Karar sayılı hükümlerin açıklanmasına karar verilirken CMK.nın 231/11. maddesine göre seçenek yaptırımlar yönünden yapılan değerlendirme sırasında suçun işleniş özellliklerine göre geceleyin komşunun evine girerek mağdureye saldırıp, ağzını kapatarak tecavüze teşebbüs eden sanığa verilen hapis cezası hükmünün açıklanması geri bırakıldıktan sonra deneme süresi içinde sanığın yeni bir suç işlemiş olduğu gözetildiğinde, TCK.nın 50. maddesine göre kısa süreli hapis cezalarının adli para cezalarına çevrilmesine karar verilmesi isabetli ve yerinde değil ise de, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikat yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan mahkûmiyet hükmünün ONANMASINA,
Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesine gelince;
Oluş ve kabule göre, sanığın işlediği mesken masuniyetini ihlal suçunun 765 sayılı TCK.nın 193/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, aynı Kanunun 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli dava zamanaşımına tâbi bulunduğu, olayda sanık hakkında mahkemece atılı suçtan
07.12.2004 gün, 2004/213 Esas, 2004/246 Karar sayılı ilamla ilk mahkûmiyet hükmünün kurulduğu tarih ile anılan hükmün temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 5. Ceza Dairesince bozulmasının ardından bozma ilamına uyan mahkemece kurulan 28.01.2010 gün,2008/333 Esas, 2010/22 sayılı karar tarihi arasında zamanaşımı kesen veya durduran hallerden birinin gerçekleşmemesi nedeniyle bu sürenin dolduğu anlaşıldığından, mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca bu suçtan görülen davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 17.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.