Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/2047 E. 2014/12628 K. 13.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2047
KARAR NO : 2014/12628
KARAR TARİHİ : 13.11.2014

Tebliğname No : 8 – 2012/175267
MAHKEMESİ : Bozyazı Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25.04.2012
NUMARASI : 2010/132 Esas, 2012/241 Karar
SUÇ : Tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin aşamalardaki samimi ve istikrarlı beyanlarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya içeriğine göre, evli olan polis memuru sanık ile mağdurenin işyerinde tanışmalarının ardından aralarında duygusal arkadaşlık başladığı, ilişkinin ilerleyen zamanlarında mağdurenin sanıktan ayrılmak istediği, ancak sanığın mağdureyi kendisinden ayrılmaması için ölümle tehdit ettiği, yine bir gün mağdureyi Anamur istikametine götürüp burada silahını mağdurenin başına dayayarak tehdit ettiği, olayın intikalinden yaklaşık on beş gün önce de mağdureye son kez görüşmek istediğini söyleyip mağdureyi araçla ormanlık bir alana götürüp araçtan zorla indirdiği ve “Senin derdin ne, senin için mesleği bırakırım buralardan gidelim” dediği mağdurenin olmaz demesi üzerine mağdureyi ağaca dayayarak ellerini arkadan kelepçelediği ve silahını çıkartıp sağa sola yürüdüğü, mağdurenin korkup ağlaması üzerine mağdureyi çözüp araçla evinin yakınına bıraktığı, olayın intikalinden yaklaşık bir hafta önce mağdurenin evini değiştirdiği ve bir gün kendisine misafirliğe gelen tanık Seher’in evden ayrılmasından sonra sanık ile karşılaştığı, sanığın tanığa mağdurenin adresini sorduğu ve tanığın bu durumu mağdureye söylediği, mağdurenin daha sonra şikâyette bulunarak olayları anlattığı şeklinde sübut bulan olayda, sanığın mağdureye yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve zincirleme şekilde silahla tehdit suçlarından mahkûmiyeti yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle beraatine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve tehdit suçlarından hükmedilen mahkûmiyet kararına ilişkin sayın çoğunluğun kararına aşağıdaki gerekçelerle katılmıyoruz.
Mağdur aynı zamanda olayın tanığı ise CMK. 236/1. maddesince yemin hariç tanıklığa ilişkin hükümlerin uygulanacağı yasanın amir hükmüdür. Sübut konusunda, olayın özelliğine göre değişmekle birlikte olayın ortaya çıkış zamanı, biçimi mağdurun aşamalarda uyumlu beyanı, bu beyanların yan delillerle desteklenmesi gibi husular göz önüne alınmaktadır.
Somut olaya gelince; Öncelikle mağdur CMK. 236/1. maddesine uygun olarak dinlenmemiştir. Olayın tek tanığı olması da göz önüne alındığında, mağdure olayı kolluğa en son olay olan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma eylemini tarihinden 15 gün sonra intikal ettirmiştir. Sanığın mağdur üzerinde geç intikale neden olacak psikolojik baskı kurma durumu dosyaya yansımamıştır. Sanığın mağdurun ellerini kelepçeleyip ağaca bağladığı iddialarına ilişkin de tıbbi rapor bulunmamaktadır. Sanık tüm aşamalarda mağdure ile görüştüğünü ancak atılı suçları işlemediğini ısrarla savunmuştur.
Tüm bu belirlemeler ışığında; sosyal hayatın gerçekliğine uygun olarak yerleşik içtihatlarda da vurgulandığı üzere, cinsel suçlarda bir kadının iffetini ortaya koyarak bir beyanda bulunması halinde iftira atmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı takdirde, ilke olarak bu beyanın doğru kabul edildiği, ancak bu ilke ve kabulün cinsel suç olmayan başka bir suça teşmil edilmesinin bu kabule götüren nedenlere uymadığı, suçlamanın hürriyetten yoksun kılma iddiası olup, taraflar arasında bir süre devam eden arkadaşlıktan sonra tartışma ve kavgaların vukubulduğu da birlikte değerlendirildiğinde, suç tarihinden kabul edilebilir bir zamandan sonra olayın kolluğa intikali, mağdure beyanlarının tanıklığın önemine ilişkin uyarılar yapılmadan alınıp hiçbir yan delille desteklenmemesi, iddianın soyut niteliği aşmaması, mağdurun beyanlarının aksine olan sanığın savunmalarına üstün tutulmasının açıklanmaması, hukukta asılolanın masumiyet olup suçluluğun kanıtlanmasının gerekli oluşu, buna aykırı yaklaşımların ülkedeki vatandaşların özgürlüklerini teminatsız kalması sonucunu doğuracağını düşündüğümüzden mahkûmiyete ilişkin sayın çoğunluğun düşüncelerine katılmıyoruz.