Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/226 E. 2013/1498 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/226
KARAR NO : 2013/1498
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyetine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.09.2012 gün ve 2010/211 Esas, 2012/148 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 19.09.2010 tarihli ifadesinde, dayısı olan sanığın, lise ikinci sınıfa devam ettiği ve ağabeyi Vahdettin’in henüz askere gitmediği dönemde kendisine zorla nitelikli cinsel istismarda bulunduğunu, daha sonra da kendisini başının belaya gireceğini söyleyip tehdit ederek bir çok kez cinsel ilişkiye girdiğini ifade etmesine karşın, aşamalarda alınan diğer ifadelerinde sanıkla hiçbir zaman cinsel ilişkiye girmediğini ve şikâyetçi olmadığını söylemiş olması, tanık … cezaevinde aynı koğuşta kaldıkları sırada sanığın kendisine yeğeninin rızasıyla bir çok kez cinsel ilişkiye girdiklerini söylediğini belirtmesi, polis memuru tanıklar … ve …’in, … Adliye Lojmanında görev yaptıkları dönemde sanık ile mağdurenin birbirlerine dayı yeğen ilişkisinin ötesinde sırnaşıkça davranışlarda bulundukları ve lojmanın bodrumundaki odaya ve kömürlüğe birlikte girip, bir süre kaldıkları, durumlarından şüphelenmekle birlikte akraba oldukları ve herhangi bir olaya tanık olmadıkları için bir şey yapmadıklarını ifade etmeleri, tanık …’nın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 13.10.2010 tarihli ifadesinde, yanında diğer tanık …’ta olduğu halde mağdurenin kendilerine sanığın cinsel saldırısına uğradığını ağlayarak anlattığını söylemekle birlikte, kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde sanık ile aralarında anlaşmazlık bulunduğunu ve sanığın mağdure ile ilişkiye girdiğini bizzat mağdureden değil, tanık …’tan duyduğunu ifade etmesi, buna karşın tanık …’ın mağdureden böyle bir şey duymadığını ve tanık …’ya sanık ile mağdure arasında cinsel ilişki olduğuna dair bir şey anlatmadığını belirtmesi, tanık …’ın mağdureye yönelik eylemleri nedeniyle kendisi hakkında yürütülen soruşturma sırasında Cumhuriyet Savcılığında alınan ve sanık hakkındaki soruşturmanın başlamasına neden olan 18.09.2010 tarihli ifadesinde
mağdurenin, sanık ile cinsel ilişkiye girdiğini duyduğunu belirtmesine rağmen, sonraki ifadelerinde böyle bir şey duymadığını ifade etmesi, olayın mağdurenin şikâyetiyle değil, tanık …’ın kendisi hakkında yürütülen soruşturma sırasındaki bahse konu beyanıyla ortaya çıkmış olması, mağdure hakkında düzenlenen raporlar, sanık savunmaları ve tüm dosya içeriğinden, sanığın mahkemece oluşa uygun olarak tespit edilen suç tarihi itibarıyla, nüfus kaydına göre on beş yaşını tamamlamış olan mağdureye karşı cebir veya tehdit kullanarak rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğine dair mağdurenin sonradan döndüğü soruşturma beyanı dışında kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, bu haliyle sanığın kanıtlanan eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve bu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu, mağdurenin ise aşamalardaki beyanlarında sanıktan şikâyetçi olmadığını ifade etmiş olması karşında, TCK.nın 73/4 ve CMK.nın 223/8. maddelerine göre sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
Sanık hakkında TCK.nın 103/2 ve 103/3. maddelerine göre verilen 12 yıl hapis cezası aynı Kanunun 43/1. maddesiyle üçte bir artırılırken hesap hatası sonucu cezanın 16 yıl yerine, 15 yıl hapis olarak ve belirlenen bu ceza TCK.nın 62. maddesiyle indirildiğinde sonuç hapis cezasının 13 yıl 4 ay yerine, 12 yıl 6 ay olarak belirlenmesi suretiyle noksan cezaya hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanık …’ın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin mahalline en seri biçimde bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 19.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.