Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/2858 E. 2014/12496 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2858
KARAR NO : 2014/12496
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

Tebliğname No : 14 – 2012/55042
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 07.12.2011
NUMARASI : 2009/221 Esas, 2011/402 Karar
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin, olay tarihinde sanık ile birlikte gittikleri kafede talep ettiği kolasının içine sanığın ilaç atarak kendinden geçmesini sağladığı ve devamında evine götürerek burada kendisi ile anal yoldan ilişkiye girdiğini iddia etmesine rağmen, akabinde evde bulunan sanık ve arkadaşlarına çay demlediğini beyan etmesi, sanık ile özellikle internet üzerinden görüşmeye devam etmesi ve bu esnada sanığın talebi ile göğüslerini açarak sanığa göstermesi, sanık savunması, tanıklar Büşra ve Kübra’nın anlatımları ile tüm dosya içeriğine göre, sanık ve mağdurenin duygusal anlamda arkadaşlık kurdukları, olay tarihinde 16 yaşı içerisinde bulunan mağdurenin sanık ile buluşarak sanığın kaldığı eve gittikleri ve burada anal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, sanık tarafından bu ilişkinin kayda alındığı ve arkadaşlarına gösterildiği, bu durumun duyulması üzerine, olaydan yaklaşık dört ay sonra mağdurenin sanık hakkında kendisine nitelikli cinsel istismarda bulunduğunu belirterek şikâyetçi olduğunun anlaşılması karşısında, mağdurenin sanığın evine rızası ile gittiği ve kendi isteğiyle sanıkla cinsel ilişkiye girdiğinin kabulü gerektiği, sanığın eyleminin bu haliyle TCK.nın104/1 ve 234/3. maddelerinde reşit olmayanla cinsel ilişki ile çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarını oluşturduğu, anlaşılmakla ve 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.11.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından hükmedilen mahkumiyet kararma ilişkin sayın çoğunluğun kararma aşağıdaki gerekçelerle katılmıyoruz.
Mağdur, aynı zamanda olayın tanığı ise CMK. 236/1. maddesince yemin hariç tanıklığa ilişkin hükümlerin uygulanacağı yasanın amir hükmüdür. Sübut konusunda olayın özelliğine göre değişmekle birlikte olayın ortaya çıkış zamanı, biçimi, mağdurun aşamalarda uyumlu beyanı, bu beyanların yan delillerle desteklenmesi gibi hususlar göz önüne alınmaktadır.
Somut olaya gelince; Mağdurenin olayın tek tanığı olması da gözönüne alındığında yukarıda açıklanan ve genel çerçevesi çizilen ilkeler ışığında değerlendirme yapıldığında, mağdure olay tarihinde 15 yaşım doldurmuştur. Olayı kolluğa olaydan 2 aydan fazla bir süre sonrasında hakkında dedikodu çıkması üzerine intikal ettirmiştir. Sanığın mağdur üzerinde geç intikale neden olacak psikolojik baskı kurma durumu dosyaya yansımamıştır. Mağdure anlatımları soyuttur. İddialarına ilişkin de tıbbi rapor bulunmamaktadır. Sanık tüm aşamalarda mağdure ile görüştüğünü ancak atılı suçları işlemediğini ısrarla savunmuştur.

Tüm bu belirlemeler ışığında; Olay tarihinden kabul edilebilir bir zamandan sonra olayın kolluğa intikali, mağdure beyanlarının tanıklığın önemine ilişkin uyarılar yapılmadan alınıp hiçbir yan delille desteklenmemesi, iddianın soyut niteliği aşmadığı, mağdurun beyanlarının aksine olan sanığın savunmalarına üstün tutulmasının açıklanmaması, hukukta aslolanın masumiyet olup suçluluğun kanıtlanmasının gerekli oluşu, buna aykırı yaklaşılmaların ülkedeki vatandaşların özgürlüklerini teminatsız kalması sonucunu doğuracağını düşündüğümden mahkûmiyete ilişkin sayın çoğunluğun düşüncelerine katılmıyoruz.