Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/3091 E. 2014/12252 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3091
KARAR NO : 2014/12252
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

Tebliğname No : 14 – 2012/23412
MAHKEMESİ : Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 21.11.2011
NUMARASI : 2009/400 Esas, 2011/299 Karar
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.10.2013 gün ve 2013/14-519 Esas, 2013/405 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Adli Tıp Kurumu Kanununun 7. maddesinde, Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulu ya da Adli Tıp Kurumu Kanununun 7, 23 ve 31. maddeleri gereğince usulüne uygun şekilde teşekkül ettirilmiş Yüksek Öğrenim Kurumları veya birimlerine bağlı hastane heyetlerinde görev alacak uzmanların kimlerden oluşacağının düzenlendiği, buna göre heyetlerin bir başkan, iki adli tıp uzmanı olmak üzere ayrıca çeşitli dallarda yedi ayrı uzmandan oluşacağının belirlendiği, çalışma esaslarının ise aynı Kanunun 23. maddesinde düzenlendiği, heyet başkanın başkanlığında işin niteliğine göre en az dört üye ile toplanmasının yeterli olup, 30.05.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun raporunu düzenleyenler arasında işin uzmanı çocuk ve ergen psikiyatri uzmanı ve bir adli tıp uzmanının da bulunduğu, heyetin oluşumunun kanuna uygun olup raporun düzenlenmesi esnasında heyette iki adli tıp uzmanının bulunmasının zorunlu olmaması nedeni ile tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın atılı eylemini olay sırasında mağdurenin boğazını sıkmak şeklinde cebir kullanarak işlemesine rağmen TCK.nın 103/4. maddesi uyarınca cezasında artırım yapılmaması neticesinde eksik ceza tayini,
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde yeralan cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK.nın 7/2. madde-fıkrasındaki ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkân verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması hususu,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca sanığın ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 05.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.