YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3947
KARAR NO : 2013/9814
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’nun yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30.01.2013 gün ve 2011/65 Esas, 2013/47 Karar sayılı, beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesinin sanık müdafii tarafından istenilmesi ve incelemenin de duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine; dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle 18.09.2013 Çarşamba saat 13:30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kâğıdı gönderilmişti.
Belli günde Hâkimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine dosyadaki vekâletnameye dayanarak sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaâ dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 02.10.2013 Çarşamba günü saat 13:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenip gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
Ailesi ile birlikte ikamet eden mağdurenin daha önce birkaç kez evinden kaçtığı, en son 02.08.2010 günü yine evden ayrılarak … isimli kişi ile birlikte Antalya iline gittiği, 12.08.2010 günü görevlilerce bulunup genital muayenesi yapılacağı sırada kolluk görevlilerine bakire olmadığını, 2009 yılının Haziran ayında duygusal yakınlık duyduğu sanığın bir arkadaşının evlerine gittiklerini, burada sanığın zorla kızlığını bozduğunu belirtmesi üzerine soruşturma başlatıldığı anlaşılan olayda; mağdurenin cinsel ilişkinin meydana geldiğini belirttiği tarihten 14 ay gibi uzunca bir süre ihbarda
bulunmayıp, cinsel istismarın gerçekleştirildiğini belirttiği yere dair tespitte de bulunamaması, olayın meydana çıkış şekli, soruşturma beyanında ailesinin duymaması için şikâyetçi olmadığını belirten mağdurenin duruşma beyanında sanığın kendisini rahatsız ettiği için şikâyetçi olmaya karar verdiği yönündeki çelişkili anlatımları ve sanığın atılı suçu işlemediği yönündeki savunmaları nazara alındığında mahkûmiyete yetecek derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde sanığın atılı suçlardan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Uygulamaya göre de;
Mağdurenin ruh sağlığının bozulduğuna ilişkin İstanbul Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunun 27.07.2011 tarihli raporunda bu bozulmanın iddia edildiği gibi bir cinsel saldırıya bağlı ortaya çıkabileceği, ancak bu psikiyatrik tablonun mağdurun hile, şiddet veya zorlama olmaksızın erken yaşta cinsel deneyim yaşamasına bağlı olabileceği gibi olay sonrası gelişen psikososyal stres ve çatışmalar nedeniyle de ortaya çıkabileceği,bunlar arasında tıbben ayrım yapılamayacağının belirtilmesi karşısında; ruh sağlığındaki bozulmanın çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi neticesinde olduğu hususunda şüphe bulunduğu, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği yönündeki evrensel hukuk kuralı gözetilmeden sanık hakkında TCK.nın 103/6. maddesi de uygulanarak fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları ve duruşmalı inceleme sırasındaki savunmaları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ,mahalline en seri biçimde bildirilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
30.09.2013 tarihinde verilen işbu karar 02.10.2013 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.