YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5730
KARAR NO : 2013/9732
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıklar … ve …’in yapılan yargılamaları sonunda; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu ve atılı diğer suçtan mahkûmiyetlerine dair İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.12.2012 gün ve 2010/255 Esas, 2012/458 Karar sayılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükümler yönünden re’sen de temyize tâbi hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanıklar müdafileri ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’ın tekerrüre esas mahkûmiyeti bulunmasına rağmen tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mağdurun sanıkların eylemlerinin niteliğine yönelik anlatımlarının önemi karşısında ve ayrıca mağdurun … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 06.05.2010 tarihli rapor, … Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 07.05.2010 tarihli rapor, … Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim dalınca düzenlenen 07.01.2011 tarihli rapor ve Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 29.06.2011 tarihli muayene kaydında belirtildiği üzere hafif zekâ geriliğinin tespit edildiği belirtildiğinden dosya kapsamına göre olayın tek görgü tanığı konumundaki mağdurun suç tarihi itibariyle akıl hastası olup olmadığı, kendisine karşı işlenen eylemin ahlâki kötülüğünü idrak edip edemeyeceği, fiile karşı mukavemete muktedir olup olmadığı ve özellikle beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği hususları araştırılıp … Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Sanık …’in tevilli ikrarını içeren savunmaları, mağdurun adli raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın mağduru değişik zamanlarda çeşitli yerlere götürerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğinin sübut ettiği ancak dosya kapsamına göre bu eylemlerin cebir ve tehditle gerçekleştiğine ilişkin mağdur beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği konusunda alınacak rapordan sonra
TCK.nın 103/4. maddesi ve TCK.nın 109/2. maddesi yerine 109/1. maddesinden uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, yine olayın tek görgü tanığı olan mağdurun beyanlarına itibar edilip edilmeyeceğine dair alınacak olan rapordan sonra sanık …’ın üzerine atılı suçların sübutunun tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Sanık …’in, mağdurun müracaat tarihi olan 05.05.2010 tarihinden 1 ay öncesinden başlayıp değişik zamanlarda gerçekleştirdiği eylemleri ve sanık …’ın 06.03.2010 tarihinde cezaevinden çıktıktan sonra bir sefer gerçekleştirdiği iddia olunan eylemi nedeniyle mağdur hakkında Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen 27.07.2011 tarihli raporda sanıkların eylemleri arasında ayrım yapılmaksızın 2010 Nisan ayı olarak belirtilip bütün halinde tek bir eylem gibi değerlendirilerek mağdurda travma sonrası stres bozukluğu tespit edildiğinin ve yaşadığı cinsel istismar olayları nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi ve mahkemecede her iki sanığa TCK.nın 103/6. maddesinin uygulandığının anlaşılması karşısında, mağdurun ruh sağlığındaki bozulmanın her iki sanığın eylemleri neticesinde mi veya bozulmanın hangisinin eyleminden kaynaklandığı bu hususun tefrik etmenin mümkün olup olmadığı sorulduktan sonra TCK.nın 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden her iki sanığa 103/6. maddesi uygulanması,
Sanık …’in ise değişik zamanlarda birden çok sayıda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlediğinin kabul edilmesi karşısında hakkında TCK.nın 43. maddesinin uygulanmaması,
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulurken TCK.nın 109/2. maddesinden cezalandırma yoluna gidilmesine karşın eylemin ne şekilde cebir, tehdit veya hileyle işlendiği hususunda açıklama yapılmadan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık …’ın mağdura yönelik işlediği kabul edilen beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçuna uyan 5237 sayılı TCK.nın 103/2, 103/3 ve 103/4. maddeleri uyarınca verilen ceza 18 yıla ulaştığı suçun sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulmasından dolayı neticenin ağırlığına göre tayin edilen cezanın 49/1 ve 103/6. maddeler gereğince 20 yıla kadar artırılmasının olanaklı bulunduğu nazara alınarak hakkaniyet gereği bir miktar daha artırım yapılması gerektiği gözetilmeden 103/6. maddesi uyarınca yine 18 yıla hükmedilerek sanığa eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafileri ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak üzere 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.