YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/707
KARAR NO : 2013/6752
KARAR TARİHİ : 29.05.2013
Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine, atılı diğer suçtan beraatine dair … 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.03.2006 gün ve 2005/507 Esas, 2006/184 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince,
Sanığın, 16 yaşı içinde olan mağdurenin evde şiddete ve baskıya maruz kaldığı, gidecek yerinin olmadığını söylediğini ve yanında kalmasına izin verdiğini savunması, mağdure ve ailesine ait evin camının kırık olduğunun olay yeri ve görgü tesbit tutanağında saptanması, mağdurenin anlatımlarında sanığın camı kırdığına ve kendisini evin içerisinden kaçırdığına dair anlatımı bulunmaması, yapılan keşif neticesinde mağdurenin tutulduğu yerin işyerlerinin arasında olduğunun bu sebeple kolaylıkla yardım isteyebileceğinin tespit edilmesi karşısında, evde baskı gören mağdurenin kendisinin camı kırarak evden kaçmış olabileceği gözetilerek mağdurenin, sanığın yanında rızası ile kaldığının kabulü ile sanığın kanuni temsilcinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla yanında tutup çocuğun ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeme eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 234/3. maddesinde yer alan suçu oluşturacağı gözetilmeden, TCK.nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2013 tarihinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan oyçokluğuyla, diğer suçtan oybirliğiyle karar verildi.
Sanık … hakkında cinsel taciz ve kişiyi cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dava açılmıştır.
Cinsel taciz suçundan yeterli delil olmadığından sanığın beraatine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise TCK.nın 109/1 ve 3-f ve 62. maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
TCK.nın 109. maddesindeki kişinin hürriyetinden yoksun kılınması suçunda korunan hukuki yarar kişilerin bir yerde kalma veya bir yere gitme konusunda tercihte bulunma serbestisine sahip olmasıdır. Söz konusu suç işlenmekle kişinin bir yerde kalma veya bir yere gitme hürriyeti elinden alınmış olunmaktadır. Bu suçun konusu mağdurun fiziki varlığı olup, suçun hareket unsuru ise kişinin hareket özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.
TCK.nın 234/3. maddesindeki kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla da olsa, ailesini ve yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutma suçunda korunan hukuki yarar; …, vasi veya bakım ve gözetim yetkisine sahip kimselerin aile hukukundan kaynaklanan velayet ve vesayet hakları korunmaktadır. Bu suçun konusu velayet ve vesayet hakkının ihlalidir. Suçun hareket unsuru ise 18 yaşından küçük çocuğun yanında bulunduğunu yetkili merciiye veya kanuni temsilcisine bildirme yükümlülüğünün yerine getirilmemesidir. Bir başka anlatımla bu fıkradaki suçun hareket unsuru ihmali davranıştır.
Böylece her iki suçta korunan hukuki yararlar farkı olduğu gibi, 109. maddedeki suç cinsel amaçla da işlenebildiği halde diğer suçta cinsellik veya kötü amaç olmamalıdır. Keza 109. maddeki suç icrai davranışlarla işlenebilirken diğer suç ihmali davranışlarla gerçekleştirilmektedir. Yine 109. maddeki suçun konusu mağdurun fiziki varlığı iken diğer suçun konusu velayet ve vesayet hakkının ihlalidir.
Yukarıdaki açıklanan sebeplerle;
Her iki suçun unsurlarının farklı olması sebebiyle birinin diğerine dönüşmesi mümkün olmadığından, 01.12.2005 tarihinde mahkemece yapılan keşifte bilirkişi tarafından düzenlenen raporda suça konu yerin 20 basamak merdiven ile inilen, kapısı olmayan, arka ve ön cephede sadece havalandırma penceresi bulunan, içerisinde tuvalet ve lavabo mevcut olmayan ve batar kat tabir edilen 35 metrekarelik bir … yeri katı olup mağdurenin her an yardım isteme imkanı olan ve bağırdığı takdirde sesini çevredekilerin rahatlıkla işitebileceği bir mekan niteliğinde olması, vücudunda cebir veya şiddet izinin mevcut olmaması, sebebiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun zorla işlendiğine ilişkin mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığından bu suçtan sanığın beraati yerine, eylemin TCK.nın 234/3. maddesinde yer alan suçu oluşturacağından bahisle bozulmasına karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 29.05.2013