Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/7437 E. 2013/13379 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/7437
KARAR NO : 2013/13379
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair … Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 20.02.2013 gün ve 2011/170 Esas, 2013/34 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Nüfus kaydına göre 20.11.1996 doğumlu olup, suç tarihinde 15 yaşı içerisinde bulunan mağdurenin soruşturma aşmasında alınan ifadesinde, daha önce bir çok kez kendisini arayarak buluşmak istediğini söyleyen ancak olumsuz yanıt verdiği sanığın, suç tarihinde tekrar aradığını, bunun üzerine onu istemediğini söylemek için onunla buluşup evlerine gittiğini, sanığın burada evin kapısını kilitleyerek, kendisine sarılıp öpmeye başladığını, pantolonunun düğmelerini açtıktan sonra elini kadınlık organının içine soktuğunu ve gögüslerini okşadığını, daha sonra elbiselerini zorla çıkarıp, kendisini yüz üstü yatırarak anal yoldan nitelikli cinsel istismarda bulunduğunu, önden herhangi bir şey yapmadığını, olay sırasında sanığa engel olmak için tırnaklarıyla yüzünü çizdiğini, kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise, olayı aynı şekilde anlatarak, sanığın elini pantolonunun içine sokarak cinsel organına dokunduğunu ve daha sonra fiili livata yoluyla nitelikli cinsel istismarda bulunduğunu söylemesi, ancak açıkça sorulunca, elini cinsel organının içine de soktuğunu ifade etmesi, sanığın evlerine rızasıyla gelen mağdure ile burada sadece öpüştüklerine ilişkin savunmaları, mağdure hakkında düzenlenen adli raporlarda cinsel organına organ veya bir cisim sokulduğuna ilişkin hiçbir tespite yer verilmeyip, olay günü adet kanaması bulunduğu ve anal mukozada hafif erezyon dışında fiili livatanın maddi delillerinin bulunmadığının, sanık hakkında düzenlenen raporlarda ise yüzünde ve boynunda tırnak izleri bulunduğunun belirtilmesi, kriminal raporu ve tüm dosya
içeriğine göre, suç tarihinde önceden telefonla konuştuğu mağdureyi ikna edip, evlerine götüren sanığın kapıyı kilitledikten sonra mağdureye nitelikli cinsel istismarda bulunma kastı ile hareket ederek ona sarılıp vücudunu ve cinsel organını ellediği, daha sonra elbiselerini çıkararak cinsel organını mağdurenin anüsüne sokmaya çalıştığı, bu sırada mağdurenin direnmesi ve tırnaklarıyla yüzünü çizmesi üzerine eylemini tamamlayamadığı, evden çıkan mağdurenin yoldan geçerken gördüğü jandarmalara durumu bildirdiğinin anlaşılması karşısında, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun suçunu işlerken mağdureye yönelik cebir, tehdit veya hile kullanmadığı bu haliyle eyleminin TCK.nın 109/1-3f-5. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin de teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle TCK.nın 103/2, 103/4 ve 35/1. maddelerine göre cezalandırılması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.