Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2013/788 E. 2013/2570 K. 12.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/788
KARAR NO : 2013/2570
KARAR TARİHİ : 12.03.2013

Dilencilik suçundan sanık …’ın yapılan yargılaması sonunda; atılı suçtan beraatine dair Denizli 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 10.03.2011 gün ve 2010/339 Esas, 2011/88 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdur vekili tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Nüfus kaydına göre 01.09.2000 doğumlu olup, suç tarihinde 10 yaşı içerisinde bulunan mağdurun yaşı gereği şikâyet iradesinde bulunamayacağı, velisi olan annesinin de, babanın sanık olması nedeniyle mağduru temsilde menfaat çatışması bulunacağı, zorunlu vekilin de yargılama aşamasında şikâyet ve katılma talebinde bulunmadığı gözetilerek Medeni Kanun hükümleri gereği mağdura bu davada onu temsil edebilmesi bakımından bir kayyım tayin ettirilerek, gerekçeli hükmün kayyıma tebliği ile tebellüğ belgesinin ve verildiği taktirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenmesinden sonra iade edilmek üzere incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy

CMK.nın “Mağdur İle Şikâyetçinin Hakları” başlıklı 234. maddesinin 2. fıkrasında “Mağdur, on sekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malul olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.” hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin 1-b/5. maddesinde “vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme” hakkının da bulunduğu vurgulanmıştır.
Ceza yargılamasında CMK.nın 234/3 maddesindeki şartlarda istem halinde ya da zorunlu olarak bir vekil görevlendirileceği emredici bir norm haline getirilmiştir.
Öte yandan mağdurun yargılamada yasal temsilci yoksa mutlaka yasal temsilci atanması zorunluluğu yoktur. Küçük mağdurlara müdafii atanması ceza yargılaması için zorunlu hale getirilmiştir. Somut olayımızda, suç tarihinde mağdure 10 yaşındadır. Mağdurenin annesi çocuğa dilencilik yaptırmak suçundan sanık olarak yargılanmaktadır. Mağdurun yaşı nedeniyle kendine zorunlu müdafii atanmıştır. Atanan zorunlu müdafi çocuk adına yargılamaları takip etmiş, çıkan beraat kararını da üst yargı merciinin denetimine sunmak üzere temyiz etmiştir. Sayın çoğunluk görüşü küçük mağdurenin yasal temsilcisi annenin sanık olması nedeniyle mağdur çocuğa kayyım atanması için kararı bozmuştur.
Ceza yargılaması için zorunlu hale getirilen zorunlu müdafinin yapabileceği çocuğun korunması işlemi için ayrıca kayyım atanmasını beklemek yargılamayı uzatacaktır. Hukuki muameleler ve işlemler için yasal temsilcinin zorunlu olması doğaldır. Ama bu mutlaka ceza yargılaması alanında da zorunludur anlamına gelmez. Böyle bir gereklilik olsa, akıl hastası sanıklar için de bu aranılırdı. Ceza yargılamasında akıl hastası sanıklar için zorunlu müdafiler nasıl onları temsil ediyorlarsa, mağdurlar için de zorunlu vekiller aynı görevi ifa edebileceklerdir. Bu nedenlerle ceza yargılaması alanı için bu gibi durumlarda yasal temsilciye zorunlu bir ihtiyaç vardır denilemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hukuk alanında zorunlu olan yasal temsilci atanması işlemi ceza yargılaması için zorunlu olmadığından, zorunlu vekilin bu durumlarda katılma ve temyiz yetkilerinin bulunduğu kanaatinde olduğumdan ve çocuğa kayyım ataması artık zorunlu olmadığından, davaya atanan, takip eden ve çıkan kararı da temyiz eden zorunlu vekilin açık katılma iradesi karşısında temyiz isteminin kabul edilerek esastan inceleme yapılması gerekirken, temyiz istemenin reddine yönelik dairemiz sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.