Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2014/4874 E. 2014/10967 K. 14.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/4874
KARAR NO : 2014/10967
KARAR TARİHİ : 14.10.2014

Tebliğname No : 14 – 2014/117805
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 08.01.2014
NUMARASI : 2011/105 Esas, 2014/7 Karar
SUÇ : Çocuğun basit cinsel istismarı

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanık müdafiin süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen cinsel dokunulmazlığa karşı suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK.nın 7/2. madde-fıkrasındaki “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.10.2014 tarihinde Üye’in muhalefetiyle oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonunda; Sanık hakkında çocuğuna karşı basit cinsel istismarı suçundan TCK.nun 103/1 -a, 3,6 maddeleri uyarınca sonuç olarak 16 yıl hapis ve hak yoksunlukları cezasına hükmedilmiştir.
Dairemiz sayın çoğunluğu yerel mahkeme hükmünü özetle suçun sabit olduğu ancak hüküm tarihinden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı kanun ile yapılan lehe düzenlemeler gözönüne alınarak yeniden değerlendirme yapılması gerekçesiyle bozmuştur.
Mahkeme kararının dayanağı deliller, mağdur beyanları, tanık mağdurenin annesi K.. T..’ın beyanlarıdır.
Cinsel istismar suçları ahlaki açıdanda taşıdığı özellik nedeniyle gizliliğe daha ağırlık verilerek işlenmekte bu haliyle kanıt elde etme sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu özelliği nedeniyle genel olarak olayın kolluğa intikal zamanı, biçimi, mağdur beyanından başka doğrudan delil yok ise beyanların somut ve uyumlu olması, CMK. 236. maddesinin gözönüne alınması, bu beyanların yan delillerle desteklenmesi gibi hususlara dikkat edilmektedir. Bu ilkeler, suça öngörülen yaptırım miktarının yüksekliği gözönüne alınarak titizlikle uygulanmayı gerektirmektedir.
Somut olay bu açıklamalar ışığında incelendiğinde; Sanık mağdurenin babasıdır. Tüm aşamalarda ısrarla suçlamayı kabul etmemektedir Olay basit cinsel istismar niteliğinde olduğundan mağdur beyanından başka somut, doğrudan delil bulunmamaktadır. Sanık ile mağdurun annesi ayrı yaşamakta olup mağdur annesi ile yaşamaktadır. Bu haliyle sanık mağdurenin iradesini baskılayacak durumda değildir. Olayın kolluğa intikali olay tarihinden 2 ay sonra dolaylı tanık-anne K.. T..’ın başvurusuyla gerçekleşmiştir.
Dolaylı tanık K..mağdurenin olayı kendisine 20 Temmuz 2010 tarihinde anlattığını beyan etmektedir. Anne ise kolluğa 13.09.2010 tarihinde intikal ettirmiştir. Bir babaya böyle bir isnat anne ve çocuğu tarafından yapılmış ise taraflar arasında husumet bulunup bulunmadığı önem kazanmakta olup anne ile sanık arasında anne tarafından boşanma davası açıldıktan sonra olayın kolluğa intikalini annenin yapması gözönüne alındığında taraflar arasında husumet bulunduğu kabul edilmelidir.
Ceza muhakemesinde suçsuzluk asıl, suçluluk ise ispatlanmaya muhtaçtır. Suçu işlemiş olması muhtemel bir kişinin suçsuz bulunması, masum bir kişiye ceza verilmesine tercih edilmelidir. Annesi ile babası arasında boşanma nedeniyle husumet bulunan mağdurenin başkaca yan delillerle desteklenmeyen soyut anlatımları ile suçun sabit olduğu sonucuna varılamaz. Kuşkudan sanık yararlanır ilkesine aykırı olarak suçun sabit olduğuna ilişkin sayın çoğunluğun düşüncelerine katılmıyorum.