Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2014/9603 E. 2015/245 K. 15.01.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/9603
KARAR NO : 2015/245
KARAR TARİHİ : 15.01.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun basit cinsel istismarı (4 kez), beden veya ruh sağlını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (2 kez)
HÜKÜM : Çocuğun basit cinsel istismar suçundan (5 kez) mahkûmiyet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Hükmedilen ceza miktarlarına göre sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.05.2014 gün, 2013/14-287 Esas ve 2014/273 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, şikâyet ve katılma konusunda ayırt etme gücü olmayan mağdur küçüğün kanuni temsilcisi ile CMK.nın 234/2. madde ile görevlendirilen vekilin iradelerinin çelişmesi halinde kanuni temsilcinin iradesine üstünlük tanınması gerektiğinden suç ve hüküm tarihlerinde 15 yaşından küçük olan ve ayırt etme gücü olmayan mağdureler …, … ve …’ın kanuni temsilcileri olan anne ve babalarının kovuşturma aşamasında sanık hakkındaki şikayetlerinden vazgeçmeleri ve davaya katılmak istememeleri karşısında, mağdurelere yaşları nedeniyle CMK.nın 234/2. maddesi
uyarınca baro tarafından atanan zorunlu vekillerin mağdureler adına davaya katılmaya ve sanık hakkında kurulan hükümleri temyize hakları bulunmadığı gibi usulsüz olarak verilen katılma kararı da kendilerine hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden katılan mağdureler …, … ve … vekillerinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 317. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin sanık müdafilerinin temyiziyle sınırlı olarak çocuğun basit cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlere yönelik olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dosya kapsamından öğretmen olan sanığın, öğrencileri olan mağdurelere yönelik olarak cinsel arzularını tatmin amacıyla, suç tarihlerinde mağdure Hatice’ye yönelik olarak sınıfta kalorifer peteğine yaslandığı sırada mağdurun kalçasını eliyle sıkarak “Kaç puan veriyorsun” diye sormak, aynı gün öğretmenler odasına mağdureyi çağırarak mağdurenin kendi cinsel organına bir süre dokundurmak, yine farklı bir tarihte mağdureye bir süre cinsel organına dokundurmak, mağdurenin kalçasını sıkmak suretiyle gerçekleştirdiği; mağdure Hayriye’ye yönelik olarak zincirleme şekilde kıyafetlerinin üzerinden kalça ve göğüslerine dokunmak, koltukta yan yana oturdukları sırada elini omzuna atarak önce sırtını sıvazlama sonra kalça ve göğüslerine dokunmak suretiyle gerçekleştirdiği; mağdure Erva’ya yönelik olarak suç tarihlerinde zincirleme şekilde elini eteğinden içeri sokarak poposunu sıkmak, kıyafetlerinin üstünden poposunu sıkmak ve göğsüne dokunmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin sarkıntılık düzeyini aştığı ve 28.06.2014 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla değişik 103/1. maddesi 1. cümle kapsamında kaldığı halde, sanığın eylemlerinin 6545 sayılı Kanunla değişik TCK.nın 103/1. maddesi 2. cümlesindeki sarkıntılık düzeyinde kalan basit cinsel istismar suçunu oluşturduğunun kabulü ve yine yanlış değerlendirme ile 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı TCK.nın 103/1. maddesi 2. cümlesindeki sarkıntılık suçunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağından bahisle TCK.nın 43/1. maddesi uyarınca sanığın cezasında artırım yapılmayarak eksik ceza tayini, keza mağdurelerin öğretmeni olan sanık hakkında TCK.nın 53/5. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Delillerle iddia ve savunma, duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş sübutu kabul olunan fiillerin eleştiriler dışında unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 15.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.