YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3880
KARAR NO : 2020/4969
KARAR TARİHİ : 16.11.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Hükümden sonra 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi ile ilgili olarak 24.11.2015 tarihli, 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamıyla verilen iptal kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüştür.
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafisinin yerinde görülmeyen temyiz talebinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükmün incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Katılanın aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın, olay tarihinde mağdureyi kendi evine sokmak istemesi sırasında mağdureyi yere yatırarak boynundan öptüğü mağdurenin bağırması ve direnmesi sonucu kendiliğinden eylemine son verdiği olayda 5237 sayılı TCK’nın 36. maddesinde yer alan gönüllü vazgeçme hükmü de gözetildiğinde mevcut haliyle eylemin aynı Kanunun 102/1. maddesinde düzenlenip şikayet üzerine takip edilen cinsel saldırı suçunu oluşturduğu ve katılanın 12.10.2011 tarihli duruşma ifadesinde şikayetçi olmadığını belirttiği anlaşıldığından, TCK’nın 73/6. maddesi gereğince sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşerek nitelikli cinsel saldırı suçuna teşebbüsten karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.