YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5739
KARAR NO : 2016/7429
KARAR TARİHİ : 27.10.2016
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Çocuğun basit cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Oluş ve kabule göre; sanığın, olay günü yolda giden mağduru kolundan tutup kaldırıma oturttuğu ve yarım saat boyunca zorla kolundan tutarak gitmesine izin vermeyip bu arada çocuğun basit cinsel istismarı eylemini gerçekleştirdiği tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK’nın 109/2, 109/3-f, 109/5. maddeleri gereğince mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde aynı Kanunun 109/1, 109/3-f, 109/5. maddelerine göre hüküm kurulması neticesinde eksik ceza tayini,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12.03.1990 gün ve 1990/8-3-70; 09.10.2007 gün ve 2007/11-44-200; 17.06.2014 gün ve 658-330 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesinin o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği ve dava konusu yapılan eylemin iddianamede açıkça ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığı ve hangi iddiaya karşı savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, 16.10.2015 tarihli iddianame ile sanık hakkında, çocuğun basit cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin eylemler açıklanarak dava açıldığı halde tehdit suçundan usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığı ve bu eksikliğin de ancak yeni bir kamu davası açılması suretiyle giderilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurularak 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesine aykırı davranılması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, ceza miktarları itibariyle kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.