Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2016/5946 E. 2016/7400 K. 27.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/5946
KARAR NO : 2016/7400
KARAR TARİHİ : 27.10.2016

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : 18.02.2015 tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önce gerçekleştiği iddia edilen olayla ilgili beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit, ilk eylemden yaklaşık sekiz-dokuz ay sonra gerçekleştiği iddia edilen olayla ilgili çocuğun basit cinsel istismarı, tehdit; 06.02.2015 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen olayla ilgili çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : 18.02.2015 den yaklaşık bir buçuk yıl önce gerçekleşen olayla ilgili beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit suçlarından, ilk olaydan yaklaşık sekiz-dokuz ay sonra gerçekleşen olayla ilgili çocuğun basit cinsel istismarı, tehdit suçlarından ve 06.02.2015 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet

İlk derece mahkemesince verilip kısmen re’sen de temyize tabi hükümlerin sanık ile müdafii tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, 19.10.2016 Çarşamba saat 09.30’a duruşma günü tayin olunarak sanık müdafiine çağrı kağıdı gönderilmişti.
Belli günde Hakimler duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Sanık müdafiine çağrı kağıdının gönderildiği, parçasının döndüğü ancak sanık müdafiin duruşmaya katılmadığı anlaşılmakla;
Suç vasfı ve ceza miktarı nazara alındığında 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi gereği kendisine müdafii tayini zorunlu olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının istemine uygun olarak CMK’nın 156. maddesi uyarınca sanık … için … Barosundan zorunlu müdafii görevlendirilmesi için…Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, duruşmanın 19.10.2016 saat 09:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde Hakimler Kurulu duruşma salonunda toplanarak Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde oturum açıldı.
Yapılan tebligat üzerine … barosundan görevlendirilerek sanık … adına gelen Av. … huzura alınarak duruşmaya başlandı.
Duruşma isteğinin süresinde ve yerinde olduğu anlaşıldıktan sonra uygun görülen talep ve mütalaa dairesinde sanık … hakkında DURUŞMALI inceleme yapılmasına oybirliğiyle karar verilerek tefhim olunduktan sonra işin açıklanmasına dair raportör üye tarafından düzenlenen rapor okundu.
Raportör üye rapora ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirdi.
Sanık müdafii temyiz layihasını açıklayarak savunmada bulunup müvekkili hakkındaki hükmün BOZULMASINI istedi.
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı tebliğname içeriğini tekrar etti.
Son sözü sorulan sanık müdafii savunmasına ilave edecek bir cihet bulunmadığını bildirmekle dosya incelenerek karar verilip tefhim olunmak üzere duruşmanın 02.11.2016 Çarşamba günü saat 09:30’a bırakılmasına oybirliğiyle karar verildi.
Belli günde oturum açıldı. Dava evrakı incelenerek gereği görüşülmüş olduğundan aşağıda yazılı karar ittihaz olundu.
06.02.2015 tarihinde gerçekleşen olay nedeniyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan dava ile ilgili olarak dava zamanaşımı süresi içerisinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
İntikal tarihi olan 18.02.2015 tarihinden yaklaşık bir buçuk yıl önce meydana gelen olayla ilgili kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Delillerle iddia ve savunma; duruşma göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatları yapılmış bulunduğundan, sanık ile müdafiin yerinde görülmeyen temyiz itirazları ile müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunmasının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanık hakkında intikal tarihine kadar gerçekleşen beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun basit cinsel istismarı ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Mağdure beyanı, tanık beyanları, adli muayene raporu, uzmanlık raporları ile tüm dosya kapsamına göre; sanık ile katılan…’nin 2010 yılında boşanmaları sonucunda ayrı evde yaşamaya başladıkları, velayeti katılana verilen mağdure ile kardeşi tanık …’nın da katılan ile yaşadıkları, sanık ile mağdurenin ancak hafta sonları bir araya gelebildikleri, sanığın son eylemi gerçekleştirdiği 06.02.2015 tarihi ile bundan yaklaşık bir buçuk yıl öncesine uzanan dönemde yaklaşık dokuzar aylık aralarla mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve çocuğun basit cinsel istismarı suçlarını işlediği, sanığın eylemleri arasındaki zaman aralığı uzun olsa da, sanık ile katılanın boşanmış olmaları nedeniyle ayrı yaşadıkları için sanığın bulabildiği fırsatlarda mağdureye yönelik eylemlerini gerçekleştirdiği, bu kapsamda mağdureye telefon ederek “ya bana başka kadın bulursun ya da kendin gelirsin” şeklinde taciz içerikli sözler söylediği, yine bir gün telefon ederek “ben öğlen arası eve gideceğim sende gel ben senin için okuldan izin alırım” dediği nazara alındığında mağdureye yönelik cinsel istismar eylemleri konusundaki genel niyetinin süreç boyunca devam ettiği ve çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle eylemlerini gerçekleştirebildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda gerçekleştirdiği gözetilerek ve son eylemin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlarda yapılan değişiklikten sonraki zamanda gerçekleşmesi nedeniyle sanığın bütün halinde eylemlerine uyan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 103/2, 103/3-c,43/1 maddeleri gereğince mahkûmiyetine karar verilmesi yerine yazılı şekilde ayrı ayrı hükümler kurulması,
Kabule göre de;
İlk eylem nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğundan bahisle 5237 sayılı TCK’nın 6545 sayılı Kanun ile değişmeden önceki 103/6. fıkrası gereğince tayin olunabilecek cezanın üst haddinin yirmi yıl olduğu ve önceki madde ile bu cezanın üstünde bir hapis cezası belirlenmesi nedeniyle bu fıkranın uygulama imkanının ortadan kalktığı gözetilmeksizin cezada bu maddeye istinaden arttırım yapılması,
Sanık hakkında ilk olaydan yaklaşık sekiz-dokuz ay sonra gerçekleşen ikinci olayın akabinde işlendiği iddia edilen tehdit suçunda kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Oluş ve kabule göre; sanığın mağdureye yönelik ikinci cinsel istismar eyleminden sonra cep telefonuyla arayarak, kendisine başka bir kadın bulmasını ya da kendisinin gelmesini söylemesi şeklinde gerçekleşen eylemin mağdurenin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirme tehdidini içermemesi nedeniyle tehdit suçunu oluşturmayıp 5237 sayılı TCK’nın 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçuna uyduğu ve bu kapsamda kabul edilen cinsel taciz eyleminin ise sanığın mağdureye yönelik genel kastla işleyip mahiyeti itibariyle teselsül eden cinsel istismar eylemleri içinde değerlendirilmesi zorunlu olduğundan ayrıca bu suçtan mahkûmiyetine karar verilemeyeceği gözetilmeksizin suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde tehdit suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiin temyiz itirazları ile müdafiin duruşmalı inceleme sırasındaki sözlü savunması bu itibarla yerinde görüldüğünden, kısmen re’sen de temyize tabi hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 27.10.2016 tarihinde verilen işbu karar 02.11.2016 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Savcılarından … hazır olduğu halde sanık müdafiin gıyabında tefhim olundu.