YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/962
KARAR NO : 2016/3497
KARAR TARİHİ : 08.04.2016
Hakaret, cinsel taciz, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı TCK’nın 125/1, 105/1, 123/1, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 5 kez 6.250,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Sulh Ceza Mahkemesinin 09.10.2009 tarihli ve … Esas, … sayılı Kararının;
1- Sanığın nüfus kaydında ismi … olduğu ve dosyada mevcut adlî sicil kaydında ise ismi … olarak belirtildiği hâlde oluşan çelişki giderilmeden mevcut adlî sicil kaydına dayanılarak hüküm kurulmasında,
2- Sanık hakkında, huzur ve sükûnu bozma suçuna ilişkin kurulan hükümde ve kısa kararda, sanığın “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 123/1. maddesi gereğince takdiren maddedeki cezalardan para cezası tercih” olunduğu belirtildiği hâlde devamında, “takdiren ve tercihen aynı Kanunun 52/1. maddesi gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilip aynı Kanunun 43/1, 62, 49/2, 50/1-a ve 52/1-2. maddeleri gereğince 6.250,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek hükümde çelişki oluşturulmasında,
3-Kabule göre, daha önce mahkûmiyeti olmayan sanık hakkında her bir suç bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 13.01.2014 gün ve … sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 16.06.2009 gün ve … Esas, … sayılı Kararında açıklandığı üzere, “Yasa yararına bozma yasa yoluna istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle, bu yasayolu dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu olmadığı, 26.10.1932 gün ve 29/32 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da yasaya aykırılık halleri açıklanıp, bunların uygulamadaki esaslı yanlışlıklar ile esasa etkili usul hataları olduğunun” anlaşılması karşısında; sanığın nüfus kaydında ismi … olduğu halde dosyada mevcut adlî sicil kaydında isminin … olarak belirtilmesinin maddi hata niteliğinde olması ve sanığın “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 123/1. maddesi gereğince takdiren maddedeki cezalardan para cezası tercih” olunduğu belirtildiği hâlde devamında, “takdiren ve tercihen aynı Kanunun 52/1. maddesi gereğince 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilip aynı Kanun’un 43/1, 62, 49/2, 50/1-a ve 52/1-2. maddeleri gereğince 6.250,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 123/1. maddesinde hapis cezası öngörülmesi ve temel cezanın hapis cezası olarak tayini suretiyle uygulama yapılması nedeniyle 1 ve 2 nolu taleplerde belirtilen husular sonuca etkili bulunmadığından ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün … Esas, … sayılı Kararında açıklandığı üzere, “koşullu bir düşme nedenini oluşturan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması, suçun 231. maddenin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Anılan koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına ilişkin takdire dayalı koşulun da gerçekleşmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanması olanağı bulunması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.1985 gün ve … sayılı kararında da belirtildiği üzere, kabul edip etmemenin mahkemenin takdirine bağlı olduğu istekler hakkında verilen kararın yasa yararına bozmaya konu edilememesi” ve mahkeme gerekçesinde “sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşmadığından CMK’nın 231. maddesinin tatbik edilmediğinin” belirtilmesi karşısında 3 nolu talepte yerinde görülmediğinden, kanun yararına bozma istemine dayanan taleplerin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.