YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6844
KARAR NO : 2020/4024
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezanın nevi ve miktarı itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafisi ile katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.10.2020 tarihinde üyeler … ile …’un karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy) (Karşı Oy)
KARŞI OY
Sanık …’in cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine dair İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.09.2017 gün ve 2017/2 Esas, 2017/312 Karar sayılı hükmünün istinafen incelenmesi sonucu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının sanık müdafisi ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesince yapılan inceleme neticesinde sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 102/2. maddesinde düzenlenen nitelikli cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, basit cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı CMK’nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddine karar verilmesi suretiyle aynı kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi şeklindeki gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan İstanbul Anadolu 11. Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı yargılama neticesinde bu defa sanığın nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediğini sabit kabul ederek mahkumiyetine karar vermiştir. Bu hükmünde temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesi, nitelikli cinsel saldırı suçundan sanığa verilen cezayı onamıştır.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf sanığın işlediği eylemin nitelikli cinsel saldırı mı, yoksa yalnızca cinsel saldırı suçunun temel şeklini mi oluşturduğu hususudur.
Olay tarihinde sanığın işyerinde çalışan mağdurun kollukta alınan ifadesinde işyerinde bir odada gece uyuyakaldığını, arkadaşı olan tanık … tarafından sabah uyandırıldığında kıyafetlerinin üzerinde olmadığını fark ettiğini, … ile işyerinden ayrılırken sanığın zorla kendi arabasına bindirdiğini ve gece sinkaf ettiğini söylediğini beyan etmesine karşılık savcılık ifadesi ile mahkeme beyanlarında sanığın kendisine tecavüz etmediğini ve arabada da gece cinsel ilişki yaşamadıklarını belirtmesi ve hükümden sonra verdiği 16.05.2019 tarihli dilekçesinde sanıkla sevgili olduklarını, olaydan bir hafta önce rızasıyla cinsel ilişki yaşadıklarını belirterek şikayetinden vazgeçmesi,
Sanığın ise soruşturma evresinde alınan ifadelerinde, mağdurla arasında iş ile ilgili bir konuda husumet olduğunu bu nedenle kendisine iftira attığını, aralarında herhangi duygusal bir ilişki olmadığını beyan etmesine karşılık mahkeme beyanında olaydan bir hafta kadar önce mağdurun rızasıyla cinsel ilişkiye girdiklerini söylemesi,
Tanık …’nın aşamalarda alınan beyanlarında, olay günü mağdura ulaşamaması nedeniyle işyerine gittiğinde sanığın mağdurun bulunduğu odadan gömleğini ilikleyerek çıktığını, odaya girdiğinde ise mağduru çıplak vaziyette uyurken gördüğünü beyan etmesi, diğer tanıkların ise olaya ilişkin bizzat görgülerinin olmaması,
27.10.2015 günlü uzmanlık raporunda, mağdurun iç çamaşırında sanığa ait DNA örneklerinin tespit edildiğinin, 25.10.2015 günlü doktor raporunda ise mağdurun boyun ve omuz bölgesinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmasının olduğunun belirtilmesi, mağdurun cinsel bölgelerinde cinsel saldırıya uğradığına dair delil olmaması, mağdurun sürüntü örneklerinde sanığa ait sperm, kanında ise ilaç, uyutucu veya uyuşturucu madde tespit edilmemesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın cinsel saldırı eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği hususunun şüpheli kalması sebebiyle oluşan cinsel saldırı suçunun temel şeklinden (TCK’nın 102/1. fıkrası) mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.