Yargıtay Kararı 14. Ceza Dairesi 2020/9470 E. 2021/4113 K. 08.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9470
KARAR NO : 2021/4113
KARAR TARİHİ : 08.06.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkumiyet

İlk derece mahkemesince bozma üzerine verilen re’sen de temyize tabi hükmün sanık müdafisi ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi ve sanık müdafisince incelemenin duruşmalı yapılmasının talep edilmesi üzerine, dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle, belirlenen tarihte gerçekleştirilen duruşmaya müdafinin katılmadığı anlaşıldığından, duruşmasız yapılan değerlendirmede başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Mağdurenin aşamalardaki tutarsız ifadeleri, cinsel organına parmak sokulmak suretiyle eylemin gerçekleştiği yönündeki beyanının Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinden aldırılan 21.08.2008 günlü, 19089 numaralı raporla doğrulanmaması, intikalden önce götürüldüğü muayenelerde yapılan görüşmelerde 06.07.2007 tarihinde “anneanne ve dede ile görüşme kesildi diye 2 ay altına kaçırma başlamış”, 16.07.2007 tarihinde “anne kendi öcünün alınmasını istiyor, baba ile dargın, kendi ailesi ile konuşmuyor, kızının tacizini merak ediyor”, 31.08.2017 tarihinde “1,5-2 sene önce bir gece anneanne ve dedenin ortasından başka yerde yatmak istemiş, bir gün ayağı acımış, hiç kimseye elletmemiş, halası şüphelenmiş, konuşturulmaya çalışmışlar hiçbir şey söylememiş, anne kendi babasından uzun yıllar tacize maruz kalmış, yukarıdaki sebeplerden dedesi tarafından böyle bir şey olmuş olabileceğini düşünüyorlar, dede ve anane ile görüşmüyorlar, dava açmak istiyorlar bu sebeple getirmişler, ellerinde başka delil yok, çocuk rahattı, kendini iyi ifade etti, dedesi ve ananesini çok sevdiğini, annesinin görüşmek istemediğini, dedesiyle olan güzel anılarını anlattı, tacizi düşündüren bir şey söylemedi” şeklindeki kayıtlar, mağdurenin altına kaçırma problemleri nedeniyle konuşulması üzerine olaydan bahsetmesiyle mi muayeneye götürüldüğü yoksa anılan problemlerden dolayı muayeneye götürüldükten sonra mı mağdurenin eylemden bahsettiğine yönelik katılan … ile tanıklar … ve …’in çelişen beyanları, uzun süre babası olan sanığın tacizine maruz kaldığını iddia eden katılan …’nin, kovuşturmada 10.12.2009 tarihli beyanında sanığın kendisine yönelik eylemlerinin ortaya çıkmaması için kızı olan mağdureyi dedesi olan sanığın yanına gönderdiğini ifade ettikten sonra 06.12.2011 tarihli yazılı ifadesinde sanık hakkında “her şeyi düşünürdüm ama torununa bunu yapacağını hiç düşünmezdim” şeklindeki tutarsız beyanı ve yine bunlarla ters düşecek şekilde 04.04.2017 tarihli duruşmada kendisine yönelik eylemler nedeniyle kızını babasının yanına göndermek istemediğini ifade etmesi, müşteki ile mağdurenin, sanık ve eşi … ile çektirdikleri fotoğraflarda gözlemlenen halleri, katılan …’nin İstanbul Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 30.03.2007-26.04.2007 tarihleri arasındaki gördüğü tedaviye ilişkin epikriz raporunda “… yalan söyleme yakınması ile yatırıldığı” yönündeki ibare, savunma, olayın intikal şekli ve süresi ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisi ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, re’sen de temyize tabi hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.