YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10342
KARAR NO : 2006/130
KARAR TARİHİ : 24.01.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.5.2003 gününde verilen dilekçe ile tespit, elatmanın önlenmesi ve yıkım istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı kooperatif aleyhine açılan davanın reddine, davalı … aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen 9.11.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar, davalı … ile birlikte diğer davalı S.S. Zeytinler çiftlik evleri Konut yapı kooperatifinin üyesi olduklarını, kooperatifin ferdileşmediğini, ancak; 27 numaralı Dubleks mesken vasıflı bağımsız bölümün kendilerine, 26 numaralı Dubleks mesken vasıflı bağımsız bölümün davalılara tahsis edildiğini, davalı … kendisine tahsis edilen bağımsız bölümün sınırına projeye ve komşuluk hukukuna aykırılık teşkil edecek şekilde istinat duvarı yaparak elattığını ileri sürerek, bağımsız bölümlerinde meydana gelen değer düşüklüğünün tespiti ile elatmanın önlenmesini ve duvarın yıkılmasını istemiştir.
Mahkemece, kooperatif aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle, tespit isteminin ise eda davasına konu edilebileceği gerekçesi ile reddine , davalı … aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının kabulü ile istinat duvarının yıkılmasına karar verilmiş; hükmü, davalı … temyiz etmiştir.
Medeni Kanunun 737. maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dosya içinde bulunan tapu kaydının incelenmesinden, tarafların kullanımında olan bağımsız bölümlerin halen kooperatifin mülkiyetinde olduğu ve ferdileşmediği anlaşılmıştır. Davacılar, halen bağımsız bölüm maliki değiller ise de, kooperatif üyelerine tahsislerin yapıldığı ve üyelerin zeminde yerlerinin belli olduğu anlaşıldığından, davacıların bu tahsis nedeniyle komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesini isteyebilecekleri ve aktif dava ehliyetlerinin bulunduğunun kabulü gerekir.
Mahallinde yapılan keşif sonuçu dosyaya ibraz olunan bilirkişi raporlarından, araziye ait bahçe tanzim planı (ortak yerlere ait peysaj mimarisi) bulunmadığı, kooperatif yönetim kurulunun şifahi izin vermesi nedeniyle bağımsız bölümleri kullananların mevcut yapılaşmaya aykırı olmamak üzere imalatlar yaptıkları anlaşılmıştır. Davalı tarafından da bu şifahi izinle yapıldığı anlaşılan davaya konu istinat duvarının komşuluk hukukuna aykırılık teşkil ettiğinden söz edebilmek için az yukarıda açıklandığı üzere bu duvar nedeniyle olağan hoşgörü sınırının aşıldığının kanıtlanması gerekir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları bu yönü itibarıyla yeterli değildir.
Bu nedenle, mahkemece Şehircilik uzmanı, mimar ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davaya konu istinat duvarı nedeniyle olağan hoşgörü sınırını aşan bir kullanım halinin olup olmadığı ve davacıların somut bir zararının bulunup bulunmadığı saptanarak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu yönler gözetilmeden yetersiz bilirkişi raporuna değer verilmek suretiyle istemin kısmen hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle , temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 26.1.2006 tarihinde oy birliği ile karar verildi.