Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2005/10509 E. 2006/433 K. 30.01.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10509
KARAR NO : 2006/433
KARAR TARİHİ : 30.01.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar … ve ark. tarafından, davalı … ve ark.aleyhine 13.4.2004, davacı … ve ark. tarafından … aleyhine 27.10.2004 gününde verilen dilekçeler ile geçit hakkı istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davalı … yönünden davanın kabulüne dair verilen 22.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, anayola çıkmak için yeterli geçiti bulunmayan 13 sayılı parselin geçit ihtiyacının karşılanması amacıyla açılan 2004/562 esas nolu davanın kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, davalı … vekilinin, 2.bentte yazılı olanlar dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Herne kadar 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazlar lehine, 9 sayılı parsel aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmişse de,
a) 1. bentte açıklandığı gibi Tosya Suluh Hukuk Mahkemesinin 2004/562 esas nolu dosyası ile açılan 13 nolu parsele ilişkin davanın kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
b) Ancak, 12 parsel sayılı taşınmazın geçit ihtiyacının karşılanması için açılan 2004/176 esas nolu davada, 12 parsel sayılı taşınmaz malikleri tarafından 9 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı talebedilmediği gibi, sözü edilen parsel maliki …’ya da husumet yöneltilmemiştir. Hal böyle olunca 12 parsel sayılı taşınmaz malikleri … , … ve … Kurt tarafından 9 sayılı parsel maliki …aleyhine açılmış bir dava bulunmadığı halde, 12 parsel sayılı taşınmaz lehine, 9 sayılı parsel aleyhine geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
c) Ayrıca kabule göre, kabul edilen geçit hakkı davaları yönünden mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davanın niteliği gereği davacının üzerinde bırakılması gerekirken davalıya yükletilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklandığı üzere;
1- bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2- bentte belirtilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 30.1.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.