YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10544
KARAR NO : 2006/2577
KARAR TARİHİ : 07.03.2006
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.3.2002 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davacıların ve müdahil davalarının reddine dair verilen 10.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 7.3.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av…. Akyürek, karşı taraftan davalılar vekili Av..ile müdahil davacı . Köyü muhtarı . geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Müdahil davacı . köyü tüzel kişiliği de dava konusu taşınmazların bir kısmının mera olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuştur.
Yerel mahkemece , satış vaadi sözleşmesine dayalı davanın hem hak düşürücü süre hem de zaman aşımı yönünden, müdahil davacının davasının da meralar hakkında dava açma yetkisinin Hazine’ye ait olduğu gerekçesi ile reddine dair verilen ilk hüküm Dairemizce, özetle “… taraf teşkiline ilişkin noksanlıklar giderilmeden karar verildiği…” gerekçesi ile bozulmuş, bozma nedenine göre sair hususlar incelenmemiştir. Taraf teşkiline ilişkin eksiklikler giderildikten sonra, hem davacıların hem de müdahil davacının davasının ilk karardaki gerekçeler ile reddine karar verilmiş; hükmü, davacılar temyiz etmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde “ Bu tutanakta belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra , kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” hükmü getirilmiştir. Bu hükümle kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak dava açılması on yıllık süre ile sınırlandırılmıştır.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların kadastro tespitleri 1959 yılında yapılmış, itiraz edildiğinden 20.3.1981 yılında hükmen kesinleşmiştir. Davacılar, kadastro tespitinden sonra ve kesinleşmesinden önce 7.7.1969 tarihinde resmi şekilde düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil istemişlerdir. Bu durumda, davacıların kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayandıklarından söz edilemeyeceğinden hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle davanın reddi doğru değildir.Öte yandan; Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hükmünce on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaad edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaad alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez.
Dayanak 7.7.1969 tarihli satış vaadi sözleşmesinde , satış vaadi borçlularının, satış vaadi alacaklılarına satışa konu taşınmazları devir ve bütün hukuki haklarıyla birlikte teslim ettikleri yazılıdır. Bu ifadeden de açıkça anlaşıldığı üzere satışa konu taşınmazlar sözleşme ile satış vaadi alacaklısına teslim edilmiştir. Hal böyle olunca, davalıların zaman aşımı savunması az yukarıda açıklandığı üzere Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmaz. Mahkemenin on yıllık zaman aşımı süresinin dolduğuna dair gerekçesi de bu nedenle doğru görülmemiştir. Tüm bu yönler gözetilerek taraf delilleri değerlendirilip işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile davanın reddi doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.SONUÇ : Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 450 Y.T.L. duruşma vekalet ücretin davalılardan alınıp davacılara verilmesine, 7.3.2006 tarihinde oy birliği ile karar verildi.