Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2005/10840 E. 2006/1124 K. 09.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10840
KARAR NO : 2006/1124
KARAR TARİHİ : 09.02.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 28.5.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 7.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 724.maddesine dayanılarak açılmış temliken tescil istemine ilişkindir. Anılan madde ile mülkiyet hakkı kapsamına sınırlama getirilmiş, bazı koşullar gerçekleşmişse, arz üzerindeki binaya bağlı olarak yapı sahibine üzerindeki araziye malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Dava konusu olayda, davalı 625 parsel sayılı taşınmazın maliki iken bunun 350 metrekarelik kısmını 6.3.1993 tarihinde davacıya haricen satmış, davacı da bu bölüme temelli kalması koşulu ile bir bina yapmıştır. Burada kendi malzemesi ile bina yapan davacının inşaata başladığından bitimine kadar zemin mülkiyetinin ileride kendine geçirileceği inancında olduğu, bu maksatla hareket ettiğinde kuşku yoktur. 625 parsel üzerindeki bilirkişi krokisinde … ile gösterilen yerde davacının yaptığı binanın zemin değerinden fazla olduğu da saptanmıştır. Uygulamadaki deyimi ile söylemek gerekirse, temliken tescil davasının kabulünde aranan objektif ve subjektif koşullar olayda gerçekleşmiştir. Kuşkusuz bu yerin tescili için kamu düzeni ile ilgili 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerince ifraz olanağı olup olmadığına da bakmak gerekecektir. Mahkemece bu yön de araştırılmış, idarenin 6.1.2005 tarihli yazısı ile taşınmazın daha önce 625 parsel iken 760 ve 761 parsellere ifraz edilmesi nedeniyle yeniden ifrazın mümkün olmadığını bildirmesi, 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son ve Yönetmeliğin 14. maddelerinin de paylı tescile olanak vermemesi nedeniyle dava reddedilmiştir.
Dava, 28.5.2003 tarihinde açılmıştır. Bu tarihte tamamı 12944 metrekare olan 625 parsel tapuda davalı adına kayıtlıdır. Davanın devamı sırasında, Tapu Sicil Müdürlüğüne başvuran davalı, ifraz talebinde bulunmuş, koşulların yerine getirilmesi üzerine, basit ayırmaya (ifraza) tabi tutulan 625 parsel, 20.1.2004 tarihinde 760 ve 761 parsellere ayrılmıştır. Böylelikle bu ifraz işlemine kadar, davacı adına tescil olanağı varken, bu imkan ortadan kalkmış, dava konusu taşınmazın yeniden ifrazı imkansız hale geldiğinden davacı adına tescil edilememiştir. Bu sonuç davanın devamı sırasında, davalıdan kaynaklanan iş ve işlemlerden ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu nedenle burada hak kaybına neden olunmaması için soruna şekilci ve yüzeysel yaklaşılmamalı, davalının bütün bu işlemleri kendi yararına sonuç sağlamak ve davacının Türk Medeni Kanunun 724 maddesine dayanarak açtığı tescil davasındaki haklarını bertaraf etmek amacıyla yapıp yapmadığı daha açığı kötü niyetli olup olmadığı yönü üzerinde durulmalıdır. Çünkü Türk Medeni Kanunun 2.maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Anılan yasanın 3.maddesi gereği de durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. 14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edildiği üzere iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumda olan kimsenin kötü niyetinin karşı tarafa isbat ettirilmesine de gerek yoktur. Olayda temliken tescil iddiası ile açılmış bir dava bulunduğu sırada taşınmazını Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurarak ifraz ettiren, böylece yeni bir ifraz imkanını ortadan kaldıran ve davacının ifrazen tescil hakkını bertaraf eden davalının hakkını açıkça kötüye kullandığı durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediğinde hiç şüphe yoktur.
Hal böyle olunca; mahkemece, elde bir dava bulunduğundan davalının yaptığı ifraz işleminin sonuçları bu davada değerlendirilerek 760 ve 761 parsellerin Tapu Sicil Tüzüğünün 75 ve devamı maddelerine göre birleştirilip birleştirilemeyeceği, başka söyleyişle bu parsellerin davanın açıldığı tarihteki geometrik duruma dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği hususu üzerinde durulmalı, bunun mümkün olduğunun saptanması halinde 760 ve 761 parseller hükmen birleştirilmeli, birleştirilmesine hüküm kurulduktan sonra da davacının temliken tescil istemi hükme bağlanmalıdır.
Bütün bu yönlerin gözden kaçırılması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 9.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.