Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2005/10855 E. 2006/3450 K. 24.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10855
KARAR NO : 2006/3450
KARAR TARİHİ : 24.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.4.2000 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.5.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin silinmesi istemi ile açılmıştır. Mahkemece istek hüküm altına alınmış, kararı davalı … idaresi temyiz etmiştir.
Dava konusu taşınmazlar 377, 1161, 12, 375, 1 ve 1023 parsellerdir. Gerek tapu kayıtlarının incelenmesinden ve gerekse yetkili Tapu Sucul Müdürlüğü yanıtlarından bunlardan 377, 767 ada 1 ve 1161 parsellerin tapu kayıtlarında vakıf şerhinin yazılı olmadığı anlaşılmaktadır. Olmayan bir şerhin terkini istemi ile dava açmakta davacıların hukuki yararı bulunmadığından anılan parsellerle ilgili davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
Dava konusu 1 pafta 1923 parselde bir kısım davacıların murisi olduğunu iddia ettiği …’nin 1/6; …’in 1/6, …’in 1/6, … ve … çocukları …, …, …, … ve …’ın 12/120’şer payı bulunmaktadır. 750 ada 12 parsel sayılı taşınmaz bir kısım davacılar murisi …, 375 parsel davacılardan …, …, …, …, … ile bunların miras bırakanı … ile dava dışı … ve … adlarına kayıtlıdır. Bu taşınmazlardan 12 parsel sayılı olanında vakıf şerhinin kayıtlara işlendiği şüphesizdir. 375 parsel sayılı taşınmaz tapu kaydında mevcut şerhin 3/6 payının terkin edildiği, kalan 3/6 payda şerhin bulunduğu bildirilmiştir. 1023 parselde ise halen kayıtlara şerhin işlenmediği ancak bunun geldisi olan 41 parsel tutunağında vakıf şerhinin bulunduğu ne var ki şerhin üzerinin hangi sebeple olursa olsun çizildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bunların üzerinde durulmamış, uyulduğu halde ve Yargıtay bozma ilamında yol gösterildiği halde 12 ve 1923 parsellerde vakıf şerhi olup olmadığı kesin olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. Şayet bu parsellerde vakıf şerhi kaydı yoksa ya da haklı bir nedene dayalı olarak idari yoldan terkin edilmişse davacıların bu parsellerle ilgili dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından mevcut davaların bu nedenle reddi gerekecektir.
Kabule göre de; az yukarıda söylendiği üzere 12 parsel sayılı taşınmaz … adına kayıtlıdır. Bir kısım davacılar …’in mirasçıları ise de terekesi elbirliği mülkiyet rejimine tabidir. …’in davacılar dışında birçok mirasçısı daha bulunmaktadır.
Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığı” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan herbirinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülkiyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkiyetinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki; açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece re’sen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceği gözardı edilerek çekişmenin esasının incelenip davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Bunun gibi, 1161, 1923 ve 375 parselde paydaşlardan …’in, yine 375 parselde …’in davaları olmadığı halde paylarından şerhin kaldırılması, 767 ada 1 parselde 296/2400 pay maliki …’in kim olduğu, davacılarla bağlantısının ne olduğu araştırılmadan davanın kabul edilmesi de doğru olmamıştır.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.