YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/10941
KARAR NO : 2006/335
KARAR TARİHİ : 26.01.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili tarafından, davalı … aleyhine 29.1.2003 gününde verilen dilekçe ile 3402 sayılı Yasanın 41.maddesine göre yapılan düzeltme işleminin iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalı sıfatı olmadığından reddine dair verilen 7.10.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41.maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali isteğine ilişkindir. Anılan hüküm, “Kadastroları kesinleşmiş taşınmaz mallarda, vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce resen düzeltilir.” şeklinde iken 3.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı yasanın 9. maddesi ile,
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiş böylece, açıklanan teknik hataların düzeltilmesinde vasıf ve mülkiyet değişikliğini engelleyen ifadeler madde metninden çıkartılmıştır. Ancak, buradaki mülkiyet değişikliğinden, orijinal ölçü değerleri ile zemin uyumlu hale getirilmesi amaçlanmakta olup, tapu iptali ve tescil yolu ile çözümlenecek nitelikte olan kadastro tespitine dayalı
istemleri bu madde kapsamında değerlendirilmemiştir. Bir başka anlatımla, kadastro çalışmaları sırasında zemindeki mülkiyet sınırlarını oluşturan ölçü değerlerinin paftaya doğru aktarımı söz konusu ancak, bu ölçümün hatalı olduğu iddiası var ise bu durum düzeltme işlemine değil, tapu iptali ve tescil davasına konu olacaktır. Tapu iptali ve tescile konu olabilecek kadastro işlemi, mülkiyet sınırlar belirlenirken, dayanak belgelerin yanlış uygulanması veya yerel bilirkişilerin hatalı yer göstermelerinden kaynaklanabilecekken, sınırlandırma, ölçü değerinin doğru alınmasına rağmen paftaya yanlış aktarımı veya sabit noktaların hatalı tersimi nedeniyle doğru yapılan mülkiyet sınırları tespitinin paftada yanlış gösterilmesi 41. madde kapsamında değerlendirilmektedir. Kadastro Müdürlüğünce anılan maddeye göre yapılan düzeltme işleminin iptali istemli davaların işlemi yapan müdürlüğe ve varsa diğer ilgili hak sahiplerine yöneltilmesi gereklidir
Somut olayda, davacı, davalı taşınmazında tersimat hatası yapıldığı gerekçesi ile düzeltme yapıldığını, işlem ile davalı taşınmazı lehine mülkiyet nakli oluştuğunu ileri sürerek işlemin iptalini istemiştir. Mahkemece, davanın kadastro müdürlüğüne yöneltilemeyeceği gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı gibi 41. maddede değişiklik yapılmadan önce vasıf ve mülkiyet değişikliği dışında kalan ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hataların düzeltilebileceği kabul edilmişti. Değişiklik ile madde metninden mülkiyet sözcüğü çıkartılmış, böylece, orijinal ölçü değerleri ile zemindeki kullanım durumunun birbiri ile uyumlu olması halinde, hatalı oluşan çapta görünen mülkiyet sınırlarının değiştirilebilme olanağı doğmuştur. Mahkemece yapılan araştırmada da , düzeltme işlemine konu taşınmazların orijinal ölçü değerlerini içerir belgeler getirtilerek, uzman bilirkişiler aracılığı ile uygulanmış ve bu değerler ile zemindeki fiili kullanım sınırlarının aynı olduğu saptanmıştır. Ancak, davada diğer ilgililer yer almamış ise de verilen karar sonuç olarak doğru bulunduğundan, HUMK 438/son maddesi uyarınca karar gerekçesi açıklandığı şekilde değiştirilerek hükmün onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesinin değiştirilmiş haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.1.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.