YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11252
KARAR NO : 2006/761
KARAR TARİHİ : 02.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 29.7.2005 gününde verilen dilekçe ile vakıf şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı … İdaresinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Dava, çekişmeli parseldeki vakıf şerhinin silinmesi istemine ilişkindir. Dava konusu 427 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına göre üzerinde kat irtifakı kurulmuş bir bina bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacıların miras bırakanı … bu taşınmazda 12/60 paylı mülkiyet sahibidir. Bu durumda davacılar miras bırakan … adına kayıtlı söz konusu hissede elbirliği halinde maliktir. …’in veraset ilamına göre de, davacılar dışında… ve … isimli iki mirasçısı daha bulunmaktadır. Adı geçen bu mirasçılar davada yer almamışlardır.
Elbirliği halinde mülkiyette (somut olayda olduğu gibi) mirasçılar arasında ortaklık bağı vardır. Bu kişiler mirasçı sıfatı ile bir mala veya hakka birlikte malik olmak durumundadır. Medeni Kanunun 701-703 maddeleri uyarınca bu tür mülkiyetin “ortaklığın” tüzel kişiliği bulunmadığından ortaklardan her birinin eşya üzerinde doğrudan bir hakkı da yoktur. Bu anlatımın doğal sonucu olarak da mülikyet bütünüyle ortakların tümüne aittir. Elbirliği mülkeyitinde malikler mülkiyet payını ayırmadığından eşya üzerinde paydaş değil, ortaktır. Yine bu tür mülkiyette işin özelliği gereği ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Şayet davalı olacaklarsa davanın ortakların tümü aleyhine açılması gerekir. Medeni Kanunumuzda bir ortağın tek başına dava açabileceği ne var ki, açtığı bu davanın devam edebilmesi için öteki ortakların açılan davaya olur vermeleri ya da davanın
./..
2005/11252-2006/761 -2-
miras şirketine atancak temsilci aracılığı ile sürdürülebileceği kural olarak benimsendiğinden ve dava ehliyetinin varlığı mahkemece resen araştırılması gereken hususlar arasında bulunduğundan davaya katılmayan ortakların olurları alınmaksızın veya Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülebileceğinin gözardı edilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacılardan …, miras bırakan…’in mirasçısı sıfatı ile davada yer almıştır. Tapuda adına kayıtlı pay yoktur. Bu nedenle hüküm yerinde davacı …’in de tapuda payı varmışçasına davanın kabulü doğru olmadığından hükmün bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle,
Davalı vekilinin 1. bentte yazılı nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Hükmün 2 ve 3. bentte yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 2.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.