YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11763
KARAR NO : 2006/983
KARAR TARİHİ : 07.02.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.6.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21.9.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve dahili davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
./..
2005/11763-2006/983 -2-
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya dönüldüğünde;
Davacı, 437 lehine davalılara ait 438, 441 ve 436 parsellerden geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne, 437 parsel numaralı taşınmaz yararına 438 parsel numaralı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmün davacı ve 438 parsel maliki tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 26.4.2005 tarih ve 2005/799 Esas, 2005/3872 Karar sayılı ilamı ile; davacıya ait taşınmazın öncesinde 436 ve 863 parseller ile bir bütün olduğunun gözetilmemesinin ve 16.6.2004 tarihli jeoloji mühendisi tarafından düzenlenen raporun dikkate alınmamasının yerinde olmadığı gerekçeleri ile bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı ve dahili davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
./…
2005/11763-2006/983 -3-
Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun değildir. Şöyle ki; davacıya ait taşınmazın geçit gereksiniminin bulunduğu sabittir. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 747. maddesi ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma yapılarak davacı parseli yararına geçit hakkı kurulmasına karar verilmesi gerekirken, uygun geçit yerinin saptanmasında taşınmazın önceki mülkiyet ve yol durumunun gözetilerek uygun ise geçidin öncelikle bu taşınmazlardan kurulması gerektiği şeklindeki ilkenin yanlış yorumlanarak davanın reddi yerinde değildir. Zira ifrazdan sonra yapılan kadastro çalışmaları sırasında davacı parselinin yolu bırakılmamış olduğundan bu parselin genel yol ile bağlantısının sağlanması gereklidir. Mahkemece yapılması gereken iş; yukarıdaki ilkeler doğrultusunda tüm alternatif yolları saptamak ve bunlardan taşınmazın bölündüğü parsellerden belirlenen yolların öncelikle değerlendirilerek geçit hakkının kurulmasıdır. Bu hususların gözetilmemesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Dahili davalıların temyiz itirazlarına gelince; yukarıda da belirtildiği üzere, davaya sonradan katılacaklar için ayrı bir dava açılıp bu davanın eldeki dava ile birleştirilmesi yolu izlenmelidir.
Somut olayda, 436 parsel maliklerinin bu yol izlenmeden sadece dahili dava dilekçesi ve davetiye ile davaya katılmalarının sağlanması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle kabul biçimine göre dahili davalılara yöneltilen davanın reddi ile vekille temsil edildikleri için yararlarına vekalet ücreti takdiri de gereklidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının davacıya geri verilmesine, 7.2.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.