Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2005/11784 E. 2006/2137 K. 28.02.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11784
KARAR NO : 2006/2137
KARAR TARİHİ : 28.02.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.3.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.7.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Kural, tebligatın tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde doğrudan kendisine yapılmasıdır. Ancak, kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunamazsa tebligat kendisi ile birlikte oturan aile efradına da yapılabilir. Somut olayda, davalı Atatürk Bulvarı … Apartmanı 63 numarada A girişte , tebligatın yapıldığı kardeşi Nurten özdil ise aynı yer 50 numaralı B girişte ikamet etmektedir. Başka bir anlatımla kendisine tebligat yapılacak şahısla tebligat yapılan şahıs aynı çatı altında oturmamaktadır. Tebligat yapılan şahıs davalının aile efradından da değildir. Davalıya yapılan tebligat yöntemine uygun olmadığından mahkemenin davalının temyiz istemini süre yönünden reddeden 1.11.2005 tarihli kararı yasaya aykırı olmakla anılan kararın bozularak kaldırılmasına karar verilip davalının temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
Uyuşmazlık konusu 229 ada 2 parsel sayılı taşınmaz, öncesi dava dışı … Belediye Tüzel Kişiliğinin mer’ası olan 608 parsel sayılı taşınmazdan gelmektedir. Davalı bu taşınmazı 19.12.1996 tarihinde belediyeden satın almıştır. Dosya kapsamından taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapıldığı, imar planının 1.1.2003 tarihinden önce 11.10.1996 tarihinde kesinleştiği de görülmektedir.
4342 sayılı Mer’a Kanununda geçici 3. maddesinde 5334 sayılı kanunla değişiklik yapılmış ve bu değişiklikle Hazine adına tescili gereken ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içindeki yerleşim yeri olarak işgal edilen taşınmazlardan ilgili belediye veya kamu kurum ve
kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescillerinin bedel talep edilmeksizin aynen devam edeceği hükme bağlanmıştır. Değişik bir anlatımla söylemek gerekirse dava konusu taşınmazın belediye adına tescili halinde hazine bedel talep edemeyecektir.
Nitekim belediye adına tescil bedelsiz yapılmıştır. Davlalı ise yasaya uygun yöntemle belediye adına tescil edilen dava konusu taşınmazı ona bedel ödemek suretiyle satın almıştır. Davalının davacı hazineye ayrıca bedel ödemesi gerekmeyeceğinden mahkemece davalıya bedel ödemek üzere mehil verilmesi ve bunun sonucunda da bedel ödenmediğinden söz edilerek davanın kabul edilmesi yersizdir. Gerek dava konusu taşınmazın belediye adına tescil işlemleri ve gerekse belediyenin gerçek kişiye satışı yasaya uygun işlemlerle yapıldığından yolsuz tescilden de söz edilemez. Açıklanan bu nedenlerle davanın reddi yerine yazılı bazı gerekçelerle kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 28.2.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.