Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2005/11853 E. 2006/4823 K. 25.04.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/11853
KARAR NO : 2006/4823
KARAR TARİHİ : 25.04.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.12.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 20.4.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.4.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili … ile karşı taraftan davalı vekili … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bitiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 19.12.1995 günlü sözleşmedeki paylaşım biçimine aykırı tesis ve tescil olunan 5 numaralı dükkânın tapu kaydındaki davalı payının iptal ve tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Taraflar arasında biçimine uygun düzenlenmiş 19.12.1995 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin 3/A maddesinde “zemin kattaki dükkânın tamamının arsa sahiplerinden …’ye” ait olacağı hükmü bulunmaktadır. Bu sözleşme sonradan yapılan başka bir sözleşme ile değiştirilmediğinden binadaki bağımsız bölüm dağılımının sözleşmeye uygun yapılması zorunludur.
Binanın 9.7.1996 tarihindeki kat irtifakı inşaatın yüklenicisi ve tarafların vekili olan …tarafından kurulmuş, zemin kattaki çekişme konusu 22/110 arsa paylı dükkânda davacı …’e 6/22 davalı … Bağ’a ise 16/22 hisse verilerek kayıt buna uygun tesis edilmiştir. Kat irtifakı tesisinin sözleşmeye aykırı olduğu açıktır. Bu nedenle burada vekâlet ilişkisinin hukuki niteliği üzerinde de durulması gerekecektir.
Borçlar Kanununun temsil ve vekâlet ilişkisini düzenleyen hükümlerine göre vekâlet sözleşmesi önemli ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan onun vekil edeninin yararına ve iradesine uygun davranma yükümlülüğünden kaynaklanır. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil sonuçlarından sorumludur. Hemen belirtilmelidir ki, vekil ile sözleşme yapan kişi Türk Medeni Kanunun 3.maddesinde anlamında iyi niyetli ise açıkçası vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa yapılan sözleşme geçerlidir ve taraflarını bağlar. Fakat vekâlet görevinin icrası sırasında vekilin aldığı yetkiyi kötüye kullanarak vekil edenin aleyhine iş ve işlem yaptığını, sözleşmenin diğer tarafı bilmekte ise Türk Medeni Kanunun 2.maddesindeki dürüstlük kuralının sonucu olarak bu sözleşme karşı tarafı bağlamaz.
Somut olayda; taraflar üzerine inşaat yapılacak arsanın paylı malikleridir. Vekil sıfatı ile hareket ederek kat irtifakını kuran … ise 19.12.1995 tarihli sözleşmenin aynı zamanda yüklenicisidir. Anılan sözleşmede imzası bulunduğundan …’ın sözleşme hükümlerini bilmeden işlem yaptığını, vekâlet yetkisini aşırı kullanarak davalı … lehine hak sağladığını davalı …’nin de bu durumu bildiğini veya bilmesi gerektiğini kabul etmek hayatın olağan akışına uygun düşer. Aksine düşünce kötü niyetli davranışları teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Böyle olunca, mahkemece 19.12.1995 tarihli arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesine aykırı olarak oluşturulan 5 numaralı dükkândaki davalı payının iptali ile davacı adına tescili adına karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 450 YTL Yargıtay duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacı vekiline verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.