Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2005/12005 E. 2006/3041 K. 16.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/12005
KARAR NO : 2006/3041
KARAR TARİHİ : 16.03.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23.9.2005 gününde verilen dilekçe ile ihtiyati haciz istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; istemin reddine dair verilen 27.9.2005 günlü hükmün yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Hazine vekili, davalı şirkete …, … İlçesi, … Mevkiinde bulunan … mesire yerini 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılan ihale sonucu kiraya verdiklerini, ihalenin 30.7.2003 tarihinde onaylandığını ve taşınmazın 29.7.2003-1.12.20012 tarihleri arasındaki dönem için hasılat kiracısı olarak davalıya teslim edildiğini, ancak davalının 2004 yılı kira bedelinin 2. ve 3. taksitleri ile 2005 yılı peşinatını ödemediğini ileri sürerek ödenmemiş kira bedelleri için ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, kira sözleşmesinin “Ödeme Planı” başlıklı bölümünün 3. maddesinde süresinde ödenmeyen her türlü işletme bedeli ve diğer ödemeler için 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı, anılan Kanun hükümlerine göre de ihtiyati haczin en büyük mülki memurun kararıyla idare tarafından yerine getirileceği, bu nedenlerle ihtiyati haciz kararı vermeye mahkemenin yetkili olmadığı belirtilerek istem reddedilmiştir.
Hükmü, istekli Hazine vekili temyiz etmiştir.
İstem, Borçlar Kanunu’nun 270 ve devamı maddelerinde düzenlenen hasılat kira sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağının tahsili için ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. İstemin dayanağını oluşturan özel hukuk ilişkisinden kaynaklanan Hasılat Kirası Sözleşmesi oluşturmaktadır. Özel hukuk hükümlerinin uygulandığı sözleşmelerde, sözleşmenin taraflarının ya da taraflarından birisinin kamu idaresi olması halinin bu sözleşmeden kaynaklanan alacak haklarının tahsili için Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirip gerektirmediği hususu somut olayın çözümünde önem arzetmektedir.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki 6183 sayılı Kanunun 1. maddesi, yasanın kapsamını düzenlemektedir. Anılan madde hükmü, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.
Türk Ceza Kanununun para cezalarının tahsil şekil ve hapse tahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur.” şeklindedir. Kanunun uygulama alanı birinci maddede sınırlı sayıda gösterilmiş, kanun kapsamında kalan idarelerin akitten doğan alacaklarının kanun kapsamında kalmayacağına da açıkça madde kapsamında işaret edilmiştir.
Eldeki davada, taraflar arasındaki sözleşmenin maddesinde hernekadar 6183 sayılı Kanunun hükümlerini uygulanacağı kararlaştırılmış ise de, kanunun emredici hükmü karşısında uygulama alanının sözleşme özgürlüğü ilkesinin egemen olduğundan bahisle genişletilmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu yönde yapılan usul sözleşmeleri hükümsüzdür.Hal böyle olunca da, sözleşmenin değinilen hükmünün tarafları bağlayıcılığından da söz edilemez. Mahkemece açıklanan yönler üzerinde durularak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir, karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.