Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/10040 E. 2006/12183 K. 31.10.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10040
KARAR NO : 2006/12183
KARAR TARİHİ : 31.10.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.9.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.4.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanununun 747.maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıya ait 1554 parsel yararına davalının maliki olduğu 1556 parselin krokide A harfi ile gösterilen bölümünden geçit kurulmuş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan paftadan davacının maliki bulunduğu 1554 parsel sayılı taşınmazın mutlak geçit ihtiyacı içerisinde olduğu görülmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalar özünü komşuluk hukukundan alır. Bu nedenle uygun geçit yeri saptanırken komşuluk hukukunun genel ilkeleri gözetilmeli, burada davacının subjektif arzusuna değil objektif esaslara göre mülkiyet sınırlaması getirilmelidir.
Somut olaya gelince;
1554 parselin güneyinde olduğu gibi kuzeyinde de genel yol vardır. İddiaya göre kuzeydeki 1560 parselin maliki davacının oğlu olan … …’dır. Dava 2.9.2005 tarihinde açılmış, davalı tarafından yaptırılan delil tespitinde davacının 1554 parsel içerisinde 2 numara olarak işaretlenen inşaatın yapımına dava tarihinden hemen önce başlandığı, bilirkişinin temel inşaatının temelleri ve bağ kirişlerinin betonunun atıldığını, inşaatın natamam vaziyette bulunduğunu saptadığı görülmektedir. Krokide 1560 ve 1553 parseller üzerinden davacıya sağlanacak geçidin fedakarlığın denkleştirilmesi prensibine uygun düşeceği izlenmektedir. Davacının bu alternatifin değerlendirilmesini engellemek amacıyla kötü niyetle yapmaya başladığı inşaat bu sonucu etkilemez. Davacı kendi kusurlu davranışıyla yarattığı durumun sonuçlarına katlanmak zorundadır.
Hal böyle olunca, mahkeme davacıya 1560 ve 1553 parseller malikleri hakkında da dava açmak üzere uygun bir mehil verilmeli, sözü edilen parseller maliklerinin savunmaları saptanmalı, geçidin 1560 ve 1553 parseller üzerinden kurulmasının fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine uygun düşeceği düşünülmelidir.
Mahkemece bu alternatifler üzerinde durulmaksızın dava konusu taşınmazlara ait tapulama tutanaklarında taksimden söz edilmediği halde taksim yapılarak geçit kurulan yer bu taksimde yol olarak ayrılmışcasına ve salt davacının iddiası ile subjektif arzusuna bakılarak geçidin 1556 parsel üzerinden kurulması doğru değildir.
Kabule göre de;
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedelin hükümden önce yükümlü taşınmaz malikine ödenmek üzere depo ettirilmesi, geçit hakkı kurulmasına ilişkin davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken bu yönlerin göz ardı edilmesi, ayrıca kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 maddesi uyarınca tapu siciline kaydına ilişkin hüküm tesis edilmemesi de doğru olmamış, kararın tüm bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 31.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.