Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/10399 E. 2006/12787 K. 09.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10399
KARAR NO : 2006/12787
KARAR TARİHİ : 09.11.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.03.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda kayıt düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu taşınmazlarda muris babasının “Sevimli” olan soyadının “Oflaz” olarak düzeltilmesini istemiş, mahkeme davayı kabul etmiş, hükmü, davalı idare vekili temyize getirmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dosya içinde bulunan ve bir kısım taşınmaza kadastro tesbiti sırasında uygulanan dayanak tapu kayıtlarında ve tescil kararında malik … oğlu Osman Sevimli olarak geçmektedir. Davacı soyadlarının Oflaz olduğunu savunduğuna göre bu farklılığın neden kaynaklandığı mevcut deliller ile açıklığa kavuşmamıştır. Bu nedenle tapu kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan bir başka kişinin bulunup bulunmadığı Nüfus Müdürlüğünden sorulmalı, C.Savcılığı ile tapuda malik görünen kişi ile davacı murisinin aynı kişi olup olmadığı konusunda araştırma yapılmalı, istem konusunda taşınmazın bulunduğu Köy’den tanık dinlenmeli, tüm bunlar yetmez ise keşif yapılarak zilyetlik durumu ve kime ait olduğu şüpheye yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra bir karar verilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve incelemeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak, toplanan delillerin hep birlikte değerlendirilmesi sonucu oluşacak kanaate göre bir karar vermek gerekir iken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmediğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 09.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.