YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10450
KARAR NO : 2006/13151
KARAR TARİHİ : 16.11.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.12.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, karşı dava elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine, karşı davanın kabulüne dair verilen 5.4.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, 1965 yılında 403 metrekare olarak tapudan satın aldığı taşınmazının 1982 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında 282 metrekare olarak tescil gördüğünü, davalı ile olan sınırı zeminde mevcut eski duvar olmasına rağmen tesbit sırasında sınırın kendi taşınmazı aleyhine 1.15 metre içeriden geçirildiğini, bu nedenle davalı parseli içinde bırakılan yaklaşık 25-30 metrekare yerin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı ise, açtığı karşı dava ile taşınmazına tecavüzlü duvarın kal’i suretiyle davacının müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
Yapılan yargılama sonunda davacının tapu iptali tescil davasının tesbitten sonra 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine, karşı davanın kabulü ile müdahalenin men’ine ve duvarın kal’ine karar verilmiştir. Hükmü davacı-karşı davalı … vekili temyize getirmiştir.
3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak itiraz olunamaz. Dava konusu taşınmazın kadastro tesbiti 7.10.1982 yılında yapılmış ve tesbit 16.1.1995 tarihinde komisyon kararı ile kesinleşmiştir. Dava 14.12.2004 tarihinde açıldığına göre 10 yıllık hak düşürücü süre geçmediğinden davacının kadastro öncesi nedene dayanarak açtığı tapu iptali ve tescil istemi esastan incelenerek bir karar vermek gerekir iken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 16.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.