YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10845
KARAR NO : 2006/13283
KARAR TARİHİ : 16.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.11.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.03.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacının iptal ve adına tescilini istediği C. 11 Blok Zemin Kat 1 nolu bağımsız bölüm 9.11.2001 tarihinde dava dışı … tarafından davalıya tapuda satılmıştır.
Davacı, bağımsız bölümün satış parasını kendisinin verdiğini aslında taşınmazın tapu işlemlerini davalı yapsa da kendisi adına alındığını, davalı üzerine olan kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece hile hukuki nedenine dayanılarak dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse hile, bir kimseyi belirli bir hususu yapmaya sevk etmek, o yönde irade açıklamasında bulunmasını sağlamak amacıyla o kimsede yanlış bir kanı uyandırmak veya esasen varolan yanlış (hatalı) fikrinin devamını sağlamaktır. Gerçekten, Borçlar Kanununun 28/I maddesi uyarınca diğer tarafın hilesi ile akit icrasına mecbur kalan tarafı o akit ile ilzam olunamaz. Çünkü bu gibi durumlarda irade serbestisi bir başka kişinin kasıtlı isteği ile bozulmuştur.
Bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere, hilenin varlığından ve hile ile bir sözleşmenin sakatlanmasından söz edebilmek için hilenin sözleşmenin tarafları arasında yapılmış olması gerekir. Bundan dolayıdır ki, aldatma kural olarak sözleşmenin karşı tarafından yapılır ve bu aldatma sayesinde hileye uğrayan tarafın gerçek iradesi bertaraf edilerek kötü bir amaca ulaşmak için sözleşme yapılması sağlanır. Hile üçüncü kişi tarafından yapılmış olsa da üçüncü kişinin amacı taraflardan birinin hilenin varlığını bilse idi yapmayacağı sözleşmenin yapılmasını sağlamak olduğundan önemli değildir.
Somut olayda; az yukarıda sözü edildiği üzere, bağımsız bölüm satış sözleşmesi davalı ile dava dışı … arasında düzenlendiğinden hukuki işlemin tarafı olmayan davacı hile savına dayanamaz. Taşınmazın satış bedelini kendisinin ödediğini kanıtlarsa davalıya karşı açacağı davada ancak ödediği satış bedelinin istirdatını isteyebilir.
Mahkemece davanın reddi yerine olaya uygulanacak hukuk kuralının vasıflandırılmasında yanılgıya düşülerek açılan davanın kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.