YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10928
KARAR NO : 2006/10416
KARAR TARİHİ : 04.10.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.6.2005 gününde verilen dilekçe ile tespitin iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3-4)
31.5.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı…”öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Meralar üzerinde, aidiyet iddiasıyla, elatmanın önlenmesi, tapu iptali mera olarak sınırlandırma veya tespitin iptali ve mera olarak sınırlandırma davaları açılabilir.
Davayı, yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da Hazine açabilir. Davayı açan köy muhtarının veya Belediye Başkanının davayı kabule, vazgeçmeye ya da sulha yetkisi yoktur.
Mera yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da … kullanma hakkına dayanabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmada ileri sürdükleri verileri tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun yeterince araştırılması gerektiğinde, köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığı aracılığıyla araştırılması ve köyün … ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangibir yararlanma ilişkisi bulunmayan yansız anlatımda bulunabilecek yöreyi iyi bilen ve çevre köy yada kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir. (Bu kural, dava konusu yerin mera yaylak ya da kışlak olarak kullanılmasında, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların yararlarının bulunmaması ve bu nedenle de yansız anlatımda bulunacakları düşüncesinden kaynaklanmaktadır.)
Mahkemece yapılacak keşifte, tahsise dayanılıyorsa, tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun , çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak, uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı köy, Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 16.9.1958 tarih ve 1956/196 Esas, 1958/154 Karar sayılı ilamı ile davalı köyün … meralarından men edildiğini, buranın kadastro çalışmaları sırasında 101 ada 55 mera parseli olarak davalı köy adına tespit edildiğini, davalı köy adına yapılan tesbitin iptali ile kendi köylerinin merası olarak mera siciline kayıt edilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu meranın kendi köylerinin kullanımında olduğunu, davacı köyün burasını hiç kullanmadığını, sözü edilen dosyanın burası ile ilgili olmadığını, tesbitin doğru olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/192 esas sayılı dosyası ile açılan davanın buraya ait olduğu yapılan tesbit ve sınırlandırmanın doğru olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu yerin mera olduğu hususunda taraflar arasında anlaşmazlık yoktur. Her iki tarafta … kullanma hakkına dayanmakta, aynı yerle ilgili davaların olduğunu ileri sürmektedirler.
Mahkemenin yaptığı araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Bu nedenle; davacı köyün dayandığı Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 1956/196 esas, 1958/154 karar sayılı dosyası getirtilmeli, o dosyanın davacısı Abuzevit köyü ile davacı köyün irtibatı araştırılmalı, Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2002/192 esas 2006/442 karar sayılı dosyasının görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine devredildiğinden o dosyanın akibeti araştırılmalı, sözü edilen dosyada 101 ada 1 parselin davalı olduğu, eldeki davada 101 ada 55 parselin dava edildiğinden tarafların beyanı ve mahkemenin kabulü gibi her iki parselin aynı yer olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığından öncelikle tarafların dayandıkları kayıtlar ve dosyalar getirtilmeli, araziye keşfen uygulanarak sınırlar keşif krokisi üzerinde gösterilmeli, mahalli bilirkişiler ve şahitler yukarıda ilke kararında açıklanan usul ve esaslar dikkate alınarak keşfen dinlenmeli, dayanak yapılan dosyaların kapsamları belirlenerek dava konusu yere uyup uymadığı tesbit edilmeli, meradan yararlanma hakkının ne şekilde olduğu tereddüde yer vermeyecek şekilde tesbit edilerek uzman bilirkişilerden keşfi izlemeye ve infaza elverişli rapor ve kroki alınarak tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken kayıtlar ve dosyalar uygulanmadan noksan inceleme ile yazılı şekilde tesis edilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 4.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.