Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/11967 E. 2006/14005 K. 28.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/11967
KARAR NO : 2006/14005
KARAR TARİHİ : 28.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06.02.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair verilen 17.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına tespit ve tescil edilen 101 ada 40 ve 118 ada 7 parsel numaralı taşınmazların köyün harman yeri olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile harman yeri olarak sınırlandırılması isteğinde bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının 04.12.1992 tarihinde kesinleştiği, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harman yeri iddiasına dayalı tapu iptali ve harman yeri olarak sınırlandırma isteğine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/B maddesinde belirtildiği üzere mera, yaylak, kışlak, harman ve panayır yerleri sınırlandırılır, parsel numarası verilerek yüzölçümü hesaplanır ve bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılır. Sözü edilen orta malları, bazı yasal durumlar ayrık olmak üzere özel mülkiyete konu olamazlar, tapuya tescil edilemezler, zilyetlik ve olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap edilemezler. Bu tür taşınmazlar için tapu sicili kurulması söz konusu olmadığından 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanma olanağı yoktur.
Bu nedenle, tarafların delilleri toplanarak varılacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, olaya uygulama olanağı bulunmayan hak düşürücü sürenin getiğinden bahisle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 28.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.