YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/12607
KARAR NO : 2006/13378
KARAR TARİHİ : 17.11.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.03.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.02.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacının kaydının iptali ile adına tescilini istediği 33738 ada 15 parsel sayılı taşınmaz 04.01.2002 tarihinde dava dışı … Yılmaz tarafından tapuda davalıya satılmıştır.
Davacı, çekişmeli taşınmazın alımı için satıcıya ödenen bedeli kendisinin sağladığını, aslında taşınmazın tapu işlemlerini davalı yaptı ise de kendisi adına satın alındığını, davalı üzerinde olan kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, hile hukuki nedeni dayanak yapılarak dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse, hile bir kimseyi belirli bir hususa sevketmek ve özellikle sözleşme yapmaya yönlendirmek amacıyla o kimsede yanlış bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumaya yahut devamını sağlamaya yönelik davranışlardır. Gerçekten; Borçlar Kanunun 28/I maddesi uyarınca diğer tarafın hilesi ile akit icrasına mecbur olan taraf sözleşmeyle bağlı sayılmaz ve bu suretle hukuki ilişkiye girmişse verdiğini geri isteyebilir.
Yukarıdaki anlatımlardan anlaşılacağı üzere hilenin varlığından ve hile ile bir sözleşmenin sakatlandığından söz edebilmek için hilenin sözleşmenin tarafları arasında yapılmış olması gerekir. Bundan dolayıdır ki, hile kural olarak sözleşmenin karşı tarafından yapılır ve bu aldatma sayesinde hileye uğrayan tarafın gerçek iradesi bertaraf edilerek kötü bir amaca ulaşmak için sözleşme yapılması sağlanır.
Somut olayda; az önce değinildiği üzere taşınmaz satışı davalı ile dava dışı … Yılmaz arasındaki hukuki işlemin gerçekleştiğinden bu hukuki işlemde taraf olmayan davacı hile savına dayanamaz. Bu yüzden taşınmazın satış bedelini kendisinin ödediğini kanıtlarsa davalıya karşı açacağı davada ancak ödediği satış bedelinin istirdatını isteyebilir.
Mahkemece eldeki olaya uygulanacak hukuk kuralının saptanmasında yanılgıya düşülerek açılan davanın reddi yerine kabulü doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.