Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/13020 E. 2006/13069 K. 14.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13020
KARAR NO : 2006/13069
KARAR TARİHİ : 14.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.10.2002 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, davalılar arasındaki 27.3.1998 günlü arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan yapıdaki zemin kat 1 numaralı bağımsız bölümün temlik alınması nedeniyle tapu kayıt iptali ve tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalılar temyiz etmiştir.
Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinde arsa sahibi yükleniciye bir bakıma yaptığı eserin bedeli olan yapıdaki bazı bağımsız bölümlerin mülkiyetini geçirme vaadinde bulunur. Aksine sözleşme yoksa yapı tamamlandığında yükleniciye mülkiyetin geçirilmesi vaat olunan bağımsız bölüm tapusu doğrudan yüklenici tarafından istenebileceği gibi yüklenici kazandığı şahsi hakkını üçüncü bir kişiye devredebilir ve bu devir nedeniyle mülkiyet nakli üçüncü kişi tarafından da talep edilebilir.
Yükleniciden şahsi hakkını temellük eden üçüncü kişi arsa sahibine karşı halefi durumundaki yüklenicinin edimlerini yerine getirdiğini, yükleniciye karşı da temlik ilişkisini kanıtlamak zorunda olduğundan bu gibi davalarda arsa sahibine husumet yöneltilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, arsa sahibi ile yüklenici arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Açıklanan nedenlerle arsa sahibi davalının husumet itirazları yerinde değildir.
Borçlar Kanununun temlik sözleşmesinin şeklini düzenleyen 163.maddesine göre temellük iddiasının yazılı şekilde kanıtlanması gerekir. Başka bir deyişle temlik yazılı şekle uyularak yapılmamışsa muteber olmaz.
Somut olayda; davacının dayandığı “taşeron Muammer Akdoğan ile üyeler arasındaki anlaşma metnidir” başlıklı belge alacağın temliki sözleşmesi değildir. Bu belgenin alt tarafında sonradan yazılan yazı altı davalı yüklenici tarafından imzalanmadığından HUMK.nun 298. maddesi uyarınca yine davalı yükleniciyi bağlamaz. Açıkçası, her ne kadar yüklenici davalı dava konusu zemin kat 1 numaralı bağımsız bölümü sözlü satış anlaşmasıyla davacıya sattığını ancak satış bedelinin ödenmediğini savunmuşsa da Yasanın emrettiği biçim koşuluna uygun yazılı temlik anlaşması bulunmamaktadır.
Burada Yasa koyucu Borçlar Kanunundaki şekil serbestisi ilkesinden ayrılarak, temlik sözleşmesi için özel bir şekil şartı öngörmüştür. Bu şekil geçerlik (sıhhat) şartıdır. Borçlar Kanununun 11/2 maddesi gereğince de “Kanunun emrettiği şeklin şumul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise akit bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz”. Bundan da anlaşılacağı üzere aksine açıklık bulunmadıkça Yasanın uyulmasını emrettiği şekil bir geçerlik (sıhhat) şartıdır. Kanunun belli bir şekle uyulmasına ilişkin kuralları emredici nitelikte olduğundan sözleşmenin şekil noksanlığı nedeniyle geçerli olup olmadığına hakimin görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekir. Orta yerde yazılı bir alacağın temliki sözleşmesi bulunmadığından Yasa, sözlü sözleşme ile yapılan temlikin muteber olmayacağını hükme bağladığından, davacı yüklenicinin yaptığı sözlü temlike dayanarak tescil talep edemez. Mahkemece Yasanın emredici düzenlemesi bir yana bırakılarak sözlü temlik sözleşmesine değer verilmek suretiyle davanın kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.11.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.