Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/1362 E. 2006/3038 K. 16.03.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1362
KARAR NO : 2006/3038
KARAR TARİHİ : 16.03.2006

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.3.2004 gününde verilen dilekçe ile sınır ve mera aidiyetinin tespiti istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29.11.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı köy ile aralarındaki sınırın 1981/566 Esas, 1984/368 sayılı kararla tespit edildiğini ancak, bu kararın yetersiz olduğunu, kendi köylerine ait 1 ve 73 parsel sayılı meraların bir kısmının davalı köy sınırları içinde kaldığını ileri sürerek, iki köy arasındaki sınırın yeniden tespiti ile 1 ve 73 parselde sınırlandırılan meraların kendi köylerine aidiyetine karar verilmesini istemiştir.Davalı, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, kesinleşmiş ilamla köyler arasındaki sınırın saptandığı, davacı köy sınırlarında kalan meralarda da davalının hak iddia etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü, davacı temyiz etmiştir.Dava, sınır tespiti ve meraların aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir. Taraf köyler arasındaki sınırlar Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşen .Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/566 Esas, 1984/368 sayılı kararı ile saptanmış olduğundan mahkemece yeniden sınır tespiti isteminin reddine karar vermesinde bir usulsüzlük görülmemiştir.1.5.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı…”öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. Davacı da kendilerine ait mera parsellerinin kadastral sınırları belirlenerek bu meraların kendilerine ait olduğunun tespitini istemiş, ancak mahkeme davalı köyün davacı köy sınırlarında kalan meralar üzerinde hak iddia etmediği kendi sınırları içinde kalan meralarda hak iddia ettiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Az yukarıda değinildiği gibi, bir köyün bir başka köy içinde meralarının bulunacağı, bu durumda, 1 ve 73 parsel olarak davacı köy adına sınırlandırılan meraların kadastral sınırlarının saptanarak, davalı köy idari sınırlarında kalan kısım var ise bu yerlerde davacı köyün kullanım hakkının bulunduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile açıklanan gerekçelerle davanın reddi doğru değildir, karar bozulmalıdır.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.3.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.