Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/13678 E. 2006/14540 K. 06.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13678
KARAR NO : 2006/14540
KARAR TARİHİ : 06.12.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.10.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı tapu kaydı iptal ve tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü davalı … tüzel kişiliği temyiz etmiştir.
Hükmüne uyulan Dairemiz bozma ilamında değinildiği üzere tapu tahsis belgesi mutlak bir mülkiyet belgesi değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 4.12.1996 tarih ve 763-864 sayılı kararında yapılan tarife göre tapu tahsis belgesi fiili kullanımı belirleyen, ilgilisine ancak kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir.
Gerçekten, davacı lehine idare mahkemesince oluşturulan hüküm sonucu bakımından “tapu tahsis belgesi” yerine geçer. Ancak, yine Dairemiz bozma kararında açıklandığı gibi mahkemece yapılması gereken araştırma taşınmazın orman sınırları içerisinde olup olmadığının belirlenmesinden ibaret değildir. Her ne kadar yapılan uygulamaya göre taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı saptanmışsa da bozma ilamının ikinci sayfası hemen başında söylendiği gibi tahsis kapsamındaki bir yerin ilgilisi adına tescil edilebilmesi için tahsise konu olan yerin kamu malı niteliği taşımaması imar planında konut alanında kalması gerekir.
Somut uyuşmazlıkta taşınmazın bulunduğu 306 ada 27 parselin İzmir 1 numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 11.7.2000 günlü
kararı ile ikinci derecede doğal sit alanı içerisine alındığı, bundan dolayı da önceki imar planının yürürlükten kaldırıldığı, bilirkişinin 19.11.2003 günlü raporu ve ekindeki sit haritası ile sabittir.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 11, maddesine 14.07.2004 tarih ve 5226 sayılı Kanunun 5. maddesi ile yapılan ekleme sonucu Yasanın 11. maddesinin ilk fıkrası “taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının malikleri, bu maliklerin bakım ve onarımlarını kültür ve turizm bakanlığının, bu kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği … ve talimata uygun olarak yerine getirdikleri sürece bu kanunun bu konuda maliklere tanıdığı hak ve muafiyetlerden yararlanır. Ancak, korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanları, sit alanları zilyetlik yoluyla iktisap edilemez.” şeklini almış, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nca sit alanı olarak ilan edilen yerler devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olarak kabul edilmiştir. Esasen uygulamada kısaca İmar Affı Kanunu olarak bilinen 2981 sayılı Kanunun “istisnalar” başlıklı 3. maddesi uyarınca anılan yasanın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları’nca belirlenmiş ve belirlenecek yerlerde uygulama olanağı da yoktur. Taşınmazın saptanan bu niteliğine göre orman sayılmasa da yukarıdan beri belirtilen duruma göre tapu tahsis belgesi ile tescili imkanı bulunmadığından açılan davanın reddi yerine Dairemiz bozma kararı dar yorumlanarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 6.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.