YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1382
KARAR NO : 2006/4822
KARAR TARİHİ : 25.04.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 31.12.2003 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin fekki istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.4.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili …ile karşı taraf davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. iş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipoteğin iptali istemiyle açılmış, mahkemece dava kabul edilmiş hükmü davalı temyiz etmiştir.
Davalılardan … Işık davacının vekili, diğer davalı … ise lehine ipotek tesis edilen kişidir.
16.6.2003 günlü düzenleme vekâletnamede davacının davalı … I’ı “ kendi nam ve hesabına veya benim nam ve hesabıma alacağı krediye karşılık olarak sahibi bulunduğu tüm taşınmazlarında “ipotek tesisine” vekil tayin ettiği görülmektedir.
Aynı tarihli resmi senette ise vekil sıfatıyla hareket eden … ’ın diğer davalı …’ndan aldığı 30 milyar lira borca karşılık davacının maliki olduğu 1310 ada 2 parseldeki 1/89 arsa paylı meskeni ipotek ettiği yazılıdır.
Burada öncelikle vekil olan davalı …’in vekâlet görevini kullanırken aşırı davranıp davranmadığının ve diğer davalının bu durumu bilen veya bilmesi gereken kişi olup olmadığının üzerinde durulması gerekir. Gerçekten, üçüncü kişi vekil ile iş birliği içerisinde ise veya kötüniyetli olup vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşmeyle bağlı sayılmaması gerekir.
Davada, davalılar arasında çıkar ve işbirliği olduğu iddia ve ispat edilmiş değildir. Aksine, dinlenen tanıklar davalılardan …’in diğer davalı …’dan borç para aldığını, ipotek işlemenin alınan bu borca karşılık yaptığını ifade etmiştir.
Burada üzerinde durulması gereken diğer bir husus ise, 16.6.2003 günlü vekâletname ile verilen yetkinin vekil olan davalı tarafından aşırı kullanılıp kullanılmadığı noktasındadır. Gerçekten, bu vekâletnamede vekil olan davalı …’e vekillik yetkisi alınacak krediye karşılık olarak ipotek tesis etmek üzere verilmiştir. Vekâletnamede kredinin belli bir kişiden veya kurum ve kuruluştan alınması gerekeceği hasren belirtilmemiş, genel bir ifade kullanılmıştır. Vekil olan davalı da ipotek işlemini diğer davalı …’dan sağladığı borca karşılık yapmıştır. İpotek resmi senedindeki ifadelere bakılırsa tesis edilen ipoteğin karz nedeniyle kurulduğu açıkça görülür. Borçlar Kanunun 306. maddesindeki tanıma göre karz (ödünç) para veya diğer misli bir şeyin mülkiyetinin diğerine devredilmesi ve miktar, evsafta aynı neviden eşyanın geri verilmesi borcunu doğuran bir akittir. Bu akitle ödünç veren bir miktar paranın mülkiyetini ödünç alana geçirir ödünç alanda buna karşılık bir miktar şeyi (parayı) geri vermeyi borçlanır. Genel olarak ifade etmek gerekirse karz bir bakıma kredi sağlanmak üzere kurulan akittir. Soruna bu açıdan bakılırsa vekâletnamede verilen yetkinin karz (ödünç) temini işlemini de kapsadığı açıktır. Hal böyle olunca ödünç sağlamak üzere verilen vekâletnamedeki yetki kullanılarak ipotek tesis edilmesinde vekâlet ilişkisine aykırı bir davranış söz konusu olmadığından dava reddedilmelidir. Mahkemece somut olaya uygun düşmeyen bazı gerekçelerle istemin hüküm altına alınması doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 450 YTL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı … vekiline verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.4.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.