YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13903
KARAR NO : 2007/2213
KARAR TARİHİ : 06.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20.6.2003 gününde verilen dilekçe ile alacak, davalılar aleyhine 19.3.2003 tarihli dilekçesi ile de inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine davalı … tarafındandan da her iki davada karşı dava olarak tazminat talep edilmiş yapılan muhakeme sonunda; asıl davaların husumetten, karşı davaların kanıtlanmadığı gerekçesiyle reddine dair verilen 16.5.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı (karşı davacı) vekili tarafından duruşmasız temyizi ise davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 6.3.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekilleri Av…. ve Av…. … ile karşı taraftan temyiz eden davalılar vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Hollanda vatandaşı olduğunu, davalı …’ü uzun yıllardır tanıdığını, davalının bu ilişkiden yararlanarak kendisinden borç para aldığını ileri sürerek, alacağının tahsili isteminde bulunmuştur.
Eldeki dava ile birleştirilen davasında ise, yine davalı …’ün 6 parsel sayılı taşınmazı kendisi için satın almayı önerdiğini, satış bedelini taşınmaz sahiplerine gönderdiğini, ayrıca kendisinden yabancı ülke vatandaşı olması nedeniyle işlemlerin yürütülmesi amacıyla vekaletname de alındığını, ancak tapunun davalı …’ın ailesi ile kurduğu şirket adına tescil edildiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacının her iki davada da ödemeleri kendisine ait şirket hesabından yaptığı, bu nedenle hukuki ilişkinin şirket adına kurulduğu bu nedenle kendi adına dava açamayacağı gerekçesiyle, aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Davalar, alacak ve inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, subjektif hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek mahkemeden hukuki himaye isteyen kişidir. Eldeki davada da davacı gerek ödünç sözleşmesinin gerekse, inanç sözleşmesinin tarafının kendisi olduğunu, sahibi bulunduğu şirket adına hareket etmediğini ileri sürmektedir. Gerçekten de davacının taşınmaz alımı ve diğer hukuki işlemlerin yapılması için verdiği vekaletnamelerde kendi adını kullanmış, davalı …’ün davacıya verdiği belgelerde de davacıyı muhatap almıştır.
Davacının şirket ile ilişkisine gelince, Hollanda Yasalarına göre kurulan limited şirketin sahibi ve tek ortağı davacıdır. Uğraştığı iş ve gelir kaynağı olan şirket hesabından para göndermiş olması şirket adına hareket ettiğinin tek başına kanıtı kabul edilemez. Bu şirket ile davacı arasındaki iç ilişki olup eldeki davanın konusunu oluşturan bir husus değildir.
O halde davacının varlığını ileri sürdüğü ödünç sözleşmesi ve inanç sözleşmesinin tarafı olduğu, sözleşmeden kaynaklanan haklarının ihlal edildiği iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşıldığına göre mahkemeden hukuki koruma istemekte hukuki yararının ve buna bağlı olarak da aktif dava ehliyetinin varlığının kabulü gerekir.
Mahkemece, aksine bazı düşüncelerle davanın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Karar bozulmalıdır.
Bozma nedenine göre de davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer, davalının ise tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekili yararına 500.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 6.3.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.