YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13927
KARAR NO : 2006/15327
KARAR TARİHİ : 19.12.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 19.12.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi
araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek … bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın … bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Davacılar, adlarına kayıtlı 1248 parsel numaralı taşınmazının genel yola bağlantısının bulunmadığını belirterek 1231, 1232 ve 1234 parsel numaralı taşınmazlardan geçit hakkı kurulması isteğinde bulunmuşlar, bir kısım parsel maliklerini davaya dahil etmişlerdir.
Aleyhlerine geçit hakkı kurulan parsel maliklerinden … … dışındaki tüm davalılar davayı kabul etmişler. … … davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava açılmadan önce yapılan Burdur Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/37 – 34 Değişik İş dosyasındaki keşif krokisine dayanılarak davacılara ait 1248 parsel lehine, davalıların 1231, 1232, 1233 ve 1234 parseller üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, uygun güzergah saptanması için yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Hüküm, dava dosyası dışında yapılan tesbitteki bilirkişi raporları esas alınarak kurulmuş, davayı kabul etmeyen davalıların savunmaları üzerinde durulmamış, davacılara ait 1248 parsel ile davalı 1231 parsel arasında bulunan arkın nasıl aşılacağı incelenmemiş, geçitin kesintisiz olarak kurulacağı ilkesi dikkate alınmamıştır.
Kabule göre; davalı …’e ait 1231 parsel için geçit bedeli hesap edilerek depo ettirilmesine rağmen, aynı davalının 1234 parsel maliki … Mutlu’nun miras hissesinden gelen payı için geçit bedeli hesaplanarak depo ettirilmemiş, aynı parselde mirasçı olan … Mutlu davayı kabul etmiş, ancak geçit bedeli hususunda bir beyanda bulunmamış olduğundan, onunda hissesine düşen geçit bedelinin depo ettirilmemesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.