YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14018
KARAR NO : 2006/14750
KARAR TARİHİ : 11.12.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 08.06.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu kayıtlarında davacılara ait hisseler üzerindeki vakıf şerhinin taviz bedeline tabi olmadığının tespiti ve bedelsiz olarak terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; Sultanbeyazıt Vakfının gayri sahih nitelikte olduğu ve taviz bedeline tabi olmadığı yönündeki tespit taleplerinin kabulüne, vakıf şerhinin terkini davasının hak düşürücü süre nedeni ile reddine dair verilen 18.07.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … İdaresi vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çekişmeli parsellerdeki vakıf şerhinin terkini ve tespit istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, davacıların Sultanbeyazıt Vakfının gayrisahih nitelikte olduğu ve taviz bedeline tabi olmadığı yönündeki tespit taleplerinin kabulüne, vakıf şerhinin terkini davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, hükmü davalı … temyiz etmiştir.
Davadaki talep Büyükçekmecede bulunan 30, 69, 80, 137, 138, 143, 446, 504, 657, 939 ve 190 numaralı parsellere ilişkindir.
Davacıların eldeki bu davayı açmalarında hukuki yararlarının olması başka bir anlatımla mülkiyet hakkına dayanmaları gerekir. Mahkemece dava konusu taşınmazlarda davacıların ne gibi hakları olduğu üzerinde yeterince durulmamış, tapu kayıtları incelenerek davacıların hukuki durumları tartışılmamıştır. Her ne kadar eda davası 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle reddedilmiş ise de, kayıtlara “Sultanbeyazıt Vakfı” şerhinin hangi tarihte işlendiği araştırılmamış, buna göre davada hak düşürücü süre bulunup bulunmadığı yeterince incelenmemiştir. Bütün bunların dışında bir kısım kayıtlarda terkini istenen vakıf şerhi düşülmediği halde şerh bütün kayıtlara işlenmişcesine talep kabul edilmiştir. Ne var ki,
davacılar tarafından vakıf şerhinin terkini isteminin reddine dair karar temyiz edilmediğinden davalı … İdaresi hükmü tespite ilişkin bölüm bakımından temyiz ettiğinden temyiz incelemesi hasren mahkemenin tespit hükmüne yönelik olarak yapılmıştır.
Davacılar kayıtlardaki vakfın taviz bedeline tabi vakıflardan olmadığının, başka bir deyişle, davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki münasebetin mevcut bulunmadığının da tespitini de istemektedir. Ancak, eda davası ile birlikte bağımsız bir tespit davasının dinlenebilmesi için diğer genel dava şartları dışında özellikle davacıların bu hukuki münasebetin mevcut olmadığının hemen tespitini talep etmekte hukuki yararları bulunmalıdır. Çünkü, her davada aranması gereken hukuki yarar, tespit davalarında önemini öncelikle gösterir. Gerçekten, bir hukuki münasebetin mevcut olması keyfiyeti davacıya başlı başına tespit davası açma yetkisi vermez. Somut olayda olduğu gibi davacı aynı zamanda eda hükmünü içeren bir talepte bulunmuşsa, davacıların durumun ayrıca tespit isteminde bulunmalarında hukuki yararı olmalıdır. Zira, davacıların tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkini biçiminde mahkeme önüne getirdikleri eda hükmüne dair taleplerinin içinde ilk önce o edanın dayandığı hak veya hukuki münasebetin tespit edilmesi talebi de vardır. Böyle olunca, davacıların tespite dair istemlerinin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
Az yukarıda sözü edildiği üzere, somut uyuşmazlıkta davacıların edaya ilişkin tapu kayıtlarındaki vakıf şerhinin terkini davası, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddedildiğinden bu hüküm de davacı tarafından temyiz edilmeyerek aleyhine kesinleştiğinden mahkemece sadece resen gözetilmesi zorunlu hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle edaya dair talep bölümünün reddine karar vermekle yetinilmelidir. Zira, hak düşürücü sürenin varlığı davanın ve davadaki diğer istek kalemlerinin görülmesini engelleyen olumsuz dava koşullarındandır. Bir davanın edaya ilişkin istek bölümü hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmişse bu istemin içinde davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki münasebetin mevcut olduğunun tespiti talebi de reddedilmiş sayılacağından artık eda hükmüyle istenen sonucu verir şekilde tespit hükmü kurulamaz.
Mahkemece, davanın hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddedilmesi ile yetinilmesi yerine vakfın niteliği hakkında esasen eda davasının içinde görülmesi zorunlu tespit hükmü kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.