Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2006/14232 E. 2006/15437 K. 20.12.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14232
KARAR NO : 2006/15437
KARAR TARİHİ : 20.12.2006

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 14.11.2005 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 04.04.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava davalılara ait ayrı ayrı taşınmazlar üzerine bent yapılarak oluşan su baskını zararının eski hale getirilerek elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalılar davanın reddine savunmuş, mahkemece davalıların kusurlu davranışları bulunmadığından, dava reddedilmiş,
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağını «taşınmaz malikinin sorumluluğu» başlıklı Türk Medeni Kanunun 730. maddesi oluşturur. Anılan madde hükmüne göre «bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın yasal kısıtlamalarına aykırı kullanılması sonucunda zarar gören veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse durumun eski hale getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava edebilir». Buradaki taşınmaz malikinin sorumluluğu kanunun emrettiği … gösterme borcunun ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluk halidir. Yasanın 730. maddesinde kanun koyucu taşınmaz malikinin taşınmazını … olarak kullanıp başkasına zarar vermemekle yükümlü kılmıştır. Taşınmaz malikinin taşınmazını … olarak kullanıp başkasına zarar verip vermediğini saptamaktaki ölçü yerel adettir. Kuşkusuz yerel adet belirlemesinin yanında bu gibi davalarda çözüm … ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bilirkişi görüşüne de başvurmak gerekir.
Ancak; hemen belirtilmelidir ki Türk Medeni Kanunun 737. maddesi gereğince komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü olan taşınmaz maliki de ortaya çıkan durumun özelliğine ve yerel adete göre komşusunun hoşgörülebilecek dereceyi aşmayan mülkiyet hakkı kullanımına katlanmak zorundadır. O halde somut olayın Türk Medeni Kanunun 730 ve 737. maddelerinde hükme bağlanan ilkeler doğrultusunda çözümlenmesi gerekir. Fakat her halde bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını aşırı kullanarak komşu taşınmaz malikine zarar verip vermediğinin saptanmasında;
a-… kullanım sayılan fiilin hukuka aykırı olması,
b-Aşırı kullanımdan dolayı komşu aleyhine gerçekleşmiş bir durumun
bulunması,
c-Zararla … kullanma arasında bir illiyet bağının bulunması
Koşullarının olayda gerçekleşmiş olup olmadığının saptanması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Davacının varlığını ileri sürdüğü zararın gerçekten olup olmadığını zarar var ise, bu zararın davalıların taşınmazına bent yapmalarından kaynaklanıp kaynaklanmadığını ve zararla … kullanma arasında illiyet bağı olup olmadığını belirleme yetkisi … ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, HUMK.nun 275. maddesi uyarınca bilirkişilerin gerçekten konunun uzmanı olması gerekir. Oysa mahkemenin oy ve görüşüne başvurduğu bilirkişiler harita çiziminde görevli tapu … memuru ve … teknisyenidir. Bu kişilerin görüşüyle olayın yukarıda ortaya konan ilkeler çerçevesinde sağlıklı bir çözüme ulaştırılamayacağı açıktır. Mahkemece yapılması gereken iş, davanın özelliğine uygun jeolog ve jeomorfolog bilirkişi sağlanarak yerinde yeniden keşif yapmak sorunu yukarıda yazılan hukuki zeminde tartışarak bir hükme varmak olmalıdır.
Bilirkişilerin yetersiz raporlarının dayanak yapılması suretiyle davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.