YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14630
KARAR NO : 2007/1228
KARAR TARİHİ : 13.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.6.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen kararın temyizi üzerine, yerel mahkemece temyiz isteminin reddine dair verilen 28.9.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi feri müdahil vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 6.2.2007 günü için yapılan tebliğat üzerine temyiz eden feri müdahil vekili Av….., geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü anlatımları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı , arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca edimi karşılığı yükleniciye bırakılan bağımsız bölümü yükleniciden satın aldığını ileri sürerek, yüklenici ve arsa sahibine karşı tapu iptali tescil davası açmıştır.
Yargılama aşamasında, …., dava konusu bağımsız bölümün kendisi tarafından satın alındığını, tescil istemi ile yüklenici ve arsa sahibine karşı açtığı davanın derdest olduğunu belirterek davaya feri müdahil olarak davalılar yanında katılmış ve davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne dair verilen kararın feri müdahil tarafından temyiz edilmesi üzerine, mahkemece, davalıların hükmü temyiz etmediği feri müdahilin ancak yanında katıldığı taraf ile birlikte hükmü temyiz edebileceği gerekçesiyle feri müdahilin temyiz isteminin reddine karar verilmiş,şimdi bu karar feri müdahil tarafından temyiz edilerek, mahkemenin temyiz isteminin reddine dair kararının kaldırılarak hükmün esastan incelenerek bozulması talep edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/son maddesi ile temyiz isteminin reddine ilişkin kararların ilgiliye tebliğinden sonra 7 gün içinde temyiz edilebileceği hükmü getirilmiştir. Eldeki davada ise feri müdahile temyiz isteminin reddi kararı 12.10.2006 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen yasal 7 günlük temyiz süresi geçtikten sonra 27.10.2006 tarihinde temyiz isteminin reddi kararını temyiz etmiştir.
Öncelikle feri müdahilin davadaki durumu ve hükmü temyiz etme olanağının bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durmakta yarar vardır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda “Üçüncü Şahsın Müdahalesi” (m.53-58) başlığı altında, iki taraf arasında görülmekte olan bir davaya, taraflardan birinin davayı kazanmasında hukuki yararı olan üçüncü kişinin davaya katılmasına ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Feri(yan) müdahale olarak tanımlanan bu katılımda, üçüncü kişi taraf olarak değil, taraflardan birinin yanında onun yardımcısı olarak davada yer almaktadır. Yargılama sonunda feri müdahil ile ilgili bir karar verilemez(Hakan Pekcanıtez,Medeni Usul Hukukunda Feri Müdahale, Ankara, 1992 s.1). Feri müdahilin, kendisi hakkında karar verilmemesi nedeniyle ancak yanında katıldığı tarafın hükmü temyiz etmesi halinde onun yanında temyize katılabilir. Asıl tarafın hükmü temyiz etmemesi halinde feri müdahilin tek başına temyiz yoluna başvurması olanağı bulunmamaktadır.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde, mahkemenin feri müdahilin temyiz istemini red gerekçesi bu anlamda yerindedir. Ancak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/IV maddesi gereğince yerel mahkemenin temyiz istemini reddetme olanağı yalnızca, temyizi … olmayan kararlar ve temyiz isteminin süresinde yapılmaması halleri ile sınırlıdır. Bu nedenle mahkemenin feri müdahilin temyiz isteminin reddi yerinde değildir. Bu karar ilgili Yargıtay dairesince verilebilecektir. Feri müdahilde bu nedenle temyiz isteminin reddi kararının kaldırılması için temyiz yoluna başvurmuş, ancak, yukarıda değinilen Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesinde öngörülen yasal 7 günlük süre geçirildikten sonra temyiz yoluna başvurulmuştur
Uygulamada yerel mahkemenin yetkisini aşarak verdiği temyiz istemlerinin reddi kararlarının yok hükmünde olduğu kabul edilmekte ve bu kararın süresinde temyiz edilip edilmediğine bakılmaksızın esas kararın temyizi incelenmektedir(15.HD. 18.11.1983, 3580-3080, 1.HD. 24.4.1989, 3145-5089(Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, C.V, s.4620-4621)) Ancak, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine dair verdiği kararlar için de yasa yoluna başvurma olanağı tanımıştır. Bu olanağın kullanılması halinde yerel mahkeme kararı kaldırılmakta ve esastan inceleme yapılmaktadır. Böyle bir yasa yolunun tanınmış olmasının temelinde yatan düşünce, yerel mahkemenin temyiz isteminin reddinde hata yapma olasılığıdır, Temyiz yoluna başvuran yanın bu hakkını kullanmaması veya süresinde kullanmaması halinde yerel mahkeme kararını bu noktadan denetleme olanağı yoktur. Aksinin kabulü, yerel mahkemenin temyiz isteminin reddine dair verdiği kararların taraflara tebliğ edilmeden doğrudan Yargıtay’a gönderilmesi gerekirdi. Kaldı ki, uygulamadaki gibi hareket edilerek yerel mahkemenin verdiği kararın yok hükmünde sayılması halinde dahi feri müdahilin hükmü tek başına temyiz etme olanağının bulunmadığı hususunun da göz ardı edilmemesi gerekir.
Tüm bu açıklamalardan sonra, feri müdahilin, temyiz isteminin süresinde yapılmadığı anlaşıldığından, istemin reddine karar verilmelidir.
SONUÇ:Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz istemi süresinde yapılmadığından REDDİNE, peşin yatırılan harçların istek halinde iadesine 13.2.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.