YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/14936
KARAR NO : 2007/3300
KARAR TARİHİ : 27.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.06.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.09.2004 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi her iki davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu iptali ve tescil istemi ile açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiş, dava konusu taşınmazın mera vasfı ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davalılar temyiz etmiştir.
623 metrekare yüzölçümündeki çekişme konusu 180 ada 11 parsel sayılı taşınmazın tescili 2981 sayılı İmar Affı Kanununun 10/c maddesine göre yapılmıştır. Başlangıçta davalılardan belediye adına 2.4.1987 tarihli kayıt oluşturulmuş, belediyenin 28.12.1989 tarihli satışı sonucu taşınmaz davalı gerçek kişi adına tapuya kayıt edilmiştir. Az yukarıda sözü edildiği üzere 2981 sayılı İmar Affı Kanununun 10/c maddesine göre yapılan işlemler bir imar işlemi olup, yetkili idari merciin kararına dayalıdır. Kayıt idari iş ve işlemlerle tesis edildiğinden kaydın tesciline esas idari iş ve işlemlerin idari yargı yerinde iptali sonuçlandırılmadan genel mahkemelerde mülkiyet iddiasına dayalı davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece davanın açıklanan bu nedenle reddi yerine çekişmenin esası incelenerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Kabul şekline göre de; mahkemece dava konusu parsel mera olarak
nitelendirilmiştir. Bu nitelikteki bir yerin 4342 sayılı Mera Kanununun 3/son ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddelerince tapu kütüğüne değil tapu sicil müdürlüğünce tutulan özel siciline kaydı gerekir. Mahkemece taşınmazın mera niteliği ile ve tapu kütüğüne tesciline karar verilmesi doğru değildir.
Diğer taraftan, dava konusu taşınmaz belediye adına sicil oluşturulduktan sonra davalı belediyece 28.12.1989 tarihinde gerçek kişi davalıya satış yoluyla geçmiştir. Davalı … dava tarihinden önce taşınmazı satarak diğer davalıya mülkiyet geçtiğinden belediyeye husumet düşmez. Çünkü, tapu kaydı iptal ve tescil davaları dava tarihindeki kayıt malikine karşı açılır. Mahkemece belediye hakkındaki davanın husumet noktasından reddi yerine belediyede hasım kabul edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 27.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.